FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’in avukatı Adnan Şeker'in başında olduğu şebekenin katiplere rüşvet vererek FETÖ'cülerin yanı sıra PKK, DHKP-C ve MKP'li yaklaşık 10 bin terör 5 üniversiteye yeni rektör atandı İstanbul'da bayram kardeşleri Yaşar ve Musa Şeker ile avukatlar Hilal Kamacı ve Betül Fırat oldukları belirlendi. FETÖ davalarına bakan istanbulAvukat Arıyorsanız Bu Sayfa Üzerinde Listelenen istanbul Avukatlarının Adres ve Telefon Numaralarına Ulaşabilirsiniz. istanbul Barosuna Bağlı Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Miras Avukatı, İcra Avukatı, Nafaka Davaları, Maddi ve Manevi Tazminat Davaları, Mal Paylaşımı Davalarına Bakan Avukatlar, Çekişmeli ve Anlaşmalı Boşanma Davaları, Tanıma ve Tenfiz FETÖcülerden trilyonları indiren Kemalist avukatlar! Cem Küçük yazdı hakkındaki yorumlar takip edin yada kendi yorumunuzu paylaşın! vv0W. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 9 başsavcı vekilini Fetullahçı Terör Örgütü'ne FETÖ ilişkin davalara bakan mahkemelerde duruşma savcısı olarak görevlendirdi. 08 Mayıs 2017 Pazartesi 1741 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Bürosu'nca 9 başsavcı vekili, terör davalarına bakan mahkemelerde görevlendirildi. 5 Mayıs 2017 tarihi itibariyle yürürlüğe giren işbölümü değişikliğine göre, Çağlayan ve Silivri'de görülen FETÖ davaları ve darbeye teşebbüs davalarına başsavcıvekillerinin duruşma savcısı olarak görevlendirildiği belirtildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan'ın imzasının yer aldığı görevlendirme yazısında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekilleri ve görev alacakları soruşturma ve dosya numaraları yer aldı. GÖREVLENDİRİLEN BAŞSAVCIVEKİLLERİ VE MAHKEMELER İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 2 davaya Başsavcı vekil Ateş Hasan Sözen, 3 davaya Başsavcıvekili Mehmet Ayhan, 1 davaya Fuzuli Aydoğdu. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 2 davaya Başsavcı Vekili Mehmet Salih Sol ve 3 davaya Başsavcıvekili Hacı Hasan Bölükbaşı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 2 davaya Başsavcı Vekili Zafer Koç. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 3 davaya Başsavcı Vekili Levent Çağıl. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 1 davaya ve 23. Ağır Ceza Mahkemeleri'ndeki 2 davaya ise Başsavcı Vekili Cumali Karakütük. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 1 davaya ve 25. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 2 davaya, Başsavcı Vekili Fatih Karakuş. Kaynak Son Güncelleme 1741 haber 151948 false Üye Girişi Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Erdoğan’ın avukatı Mustafa Doğan İnal, Gaziantep'te aracının önünün kesilmesi ve 'FETÖ borsası' iddialarıyla ilgili olarak "Ben de hata yapamaz mıyım" dedi. Halasının taziyesi için Gaziantep'e giden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın avukatlarından Mustafa Doğan İnal'dan bu ziyaret sırasında aracının önünün kuzeni ve ortağı olarak tanınan Yılmaz Öztürkmen tarafından kesilmesi ile ilgili açıklamalar geldi. Oğuzeli ilçesine doğru yol alan konvoydaki araçların birinde Mustafa Doğan İnal, Gaziantep OSB Başkanı Cengiz Şimşek, Gaziantep OSB Başkan Yardımcısı Özgür Özdağlı ile Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı avukat Osman Toprak yer alıyordu. İddiaya göre bu araç Oğuzeli’ne bağlı Güveçli Köyü girişinde, aralarında Yılmaz Öztürkmen’in de olduğu kalabalık bir grup tarafından durduruldu. Bu kişiler, araçların geçişine izin vermedi. Koruma ekipleri ile aralarında arbede yaşandı. Avukat İnal ve beraberindekileri taşıyan araç ise geldiği yöne geri döndü. İsimleri bu olayla yeniden gündeme gelen Yılmaz Öztürkmen ile Mustafa Doğan İnal daha önce 'FETÖ borsası' ile gündeme gelmişti. Öztürkmen'in İnal'ın aracının yolunu kesmesi ise yine iddiaya göre ortaklıklarının bitmesi nedeniyle olmuştu. Olaydan hemen sonra, aralarında Yılmaz Öztürkmen’in de olduğu 10 kişi hakkında jandarmaya şikayette bulunuldu. Bu kişiler gözaltına alındı. Savcılık, şüphelilerin ifadelerini almaya başladı. Ancak sıra kendisine geldiğinde Öztürkmen, avukatlarının da olduğu bir ortamda, FETÖ borsası’ndan söz etmeye başladı ve 'kendisine kumpas kurulduğunu' söyledi. Öztürkmen, kendisi ile birlikte işin içinde olanları sıralamaya başladı. İlk olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Mustafa Doğan İnal’ın adını verdi. İkinci verdiği isim ise, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Karataş oldu. Savcı ise bu sırada ifadeye müdahale ederek “Bu isimleri zapta yazamam” dedi. Avukatlar duruma itiraz etti. Üç kez Öztürkmen ve avukatlar odadan çıkarıldı. Ancak sonuç değişmedi. İsimler ifade tutanağına geçmedi. Hakimlik de iddiaları yazmadı. 'BİR GÜÇ VARDIR, BİR ŞEY VARDIR' Halk TV'den Seyhan Avşar'a konuşan Mustafa Doğan İnal olay günü neler olduğuna ve 'FETÖ borsası', 'Fettah Tamince'nin FETÖ yargılamalarından kurtulmasını sağladığı' iddialarına ilişkin şunları söyledi "Benim ismimin etrafında sürekli bir komplo teorisi var. Biz avukatız. Bir güç vardır, bir şey vardır. Herkes bize şu sorunu bu sorunu çözelim’ diye gelir. Bundan doğal bir şey var mı? Doğal olmayan şey onlarla farklı ilişki biçimi içerisinde olmak. Şimdi Yılmaz Öztürkmen dediğiniz kişi benim kuzenimin oğlu. Adam mafya takılıyor. Bildiğin mafya. İnsanlara çökmeye başlamış. Sağda solda herkesi daraltıyor, sıkıntıya sokuyor. Ben bunun benim adımı kullandığını öğrendim ve buna mesafe koydum. İlgiyi alakayı kestim. Ondan sonra bu ısrarla sağdan soldan devam etti. Mesajlar attı. Dayı elini ayağını öpeyim. Yanına geleyim’ dedi. Ben kabul etmedim." 'SİLAH, ATEŞ OLMADI' Aracının önünün kesilmesiyle ilgili de konuşan İnal, "Benim yanımda bir avukat vardı. Önce onu sıkıştırmış. Sonra benim kendisinden uzaklaşmama sebep olduğunu düşündüğü arkadaşlardan birinin şoförünü durdurmuş. Ben halamın cenazesine giderken dediler ki öndeki araçların birinde böyle bir olay olmuş. Döndüm oradan gittim. Sonra vali beyle halamın cenazesine gittim. Gece de İstanbul’a döndüm. Hiçbir şekilde bu şahısla karşılaşmadık. İrtibatımız olmadı. Yüz yüze gelmedik. Silah, ateş vs. asla olmadı. İnandığım bütün değerler üzerine yemin ediyorum" dedi. 'ALTIN BULSANIZ PAYLAŞMAYIN' "Yılmaz ile bırakın iş yapmayı altın bulsanız paylaşmayın, böyle bir adam. Ben Yılmaz Öztürkmen ile iş takipçiliği yapmadım. Benim kuzenimin oğludur. Aramızda para pul ilişkileri olmadı. Eğer benim haberim olmadan adımı kullanarak bir şey yapmışsa, birilerini korkutmuşsa gidip şikayetçi olsunlar" diyen İnal sözlerine şöyle devam etti "Adamlar önce ifade vermiyor. Sonra adam ifadede susma hakkını kullanıyor. Sonra diyor ki bana komplo kurdular.’ Kim sana komplo kurdu?’ Beni sayıyor, valiyi sayıyor, milletvekilini sayıyor. Biz mi seni yoldan çıkardık? Biz mi sana git gasp yap’ dedik? Ayrıca olay şöyle… O kadar manipüle ediyorlar ki. Mahkemenin kayıtları var. Bir SEGBİS çözümü yapılsın. Onları gönderirim. Hakim diyor ki ben sizin sözünüzü hiç kesmeyeceğim. Her şeyi buyurun anlatın’ diyor. Ben olay yerinde yoktum’ diyor. Sonra adam yıllarca yaptığı gibi normal bir olayı siyasi boyuta taşıyarak Robin Hood’luk yapmaya çalışıyor. Mustafa Doğan İnal ne de olsa akraba. Bunu söyler Yılmaz tamam sen bir şey söyleme. Ben gazetelere çıkmayayım.’ Sanki benim bir suçum varmış gibi. Yılmaz’ı çıkarmamı beklediler." 'AİLEMİN KİM OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ?' Haklarındaki 'FETÖ borsası' iddialarını da yanıtlayan İnal, FETÖ ana davalarına baktıklarını söyleyerek şunları aktardı "Bir tane somut bir şey yok. FETÖ’ye karşı yürütülen ana davalara biz bakıyoruz. FETÖ’cüler Zaman gazetesini bunlar kapattı. Şirketleri bunlar kapattı’ diyor. Sizinkiler, FETÖ borsası’ diyor. Barış’lar yazıyor Düne kadar metrobüse biniyordu. Şimdi bilmem kolunda ne kadarlık saat var.’ Yahu siz benim babamın, ailemin kim olduğunu biliyor musunuz? Dedemin halen 23 bin dönüm arazisi var Gaziantep’te. Benim arsalarım var. Satsam 300 milyondan aşağı etmez. Ya bu kadar mı düştük biz. Onun bunun parasına şey yapalım." 'TAMİNCE'Yİ KURTARABİLECEK DURUMDA MIYIZ?' Zaman gazetesinin ortağı olan Fettah Tamince’yi, FETÖ soruşturmalarından kurtardığına ilişkinin iddiaları da reddeden İnal, "FETÖ okullarına el konulurken biz bu üniversiteyi Antalya Bilim Üniversitesi kurtaralım’ dedik. Fettah da bunlarla ilişkisini kesti. Fettah, ben, Ahmet abi, vali, belediye başkanı üniversitenin mütevelli heyetine girerek onları FETÖ’cüleri çıkardık. Amacımız buydu. O süreçte biz üniversiteyi kurtarmakla görevliydik. Fettah abinin avukatı değildik. Ancak sonrasında bir samimiyetimiz gelişti. Karısının ve kendisinin olduğu bir ifadeye katıldım. Bir de bir şirketinin danışmanlığını yaptık. Ya biz Fettah Tamince’yi kurtarabilecek durumda mıyız?" dedi. 'STRATEJİK BİLGİLER VERMİŞ OLABİLİR' Mustafa Doğan İnal, Tamince ile ilgili olarak şunları aktardı "O dönemde biz bunu ayırt edememiş olabiliriz. O dönem adamın FETÖ dosyası bitmişti. Adam zaten devletimin yanımdayım’ diyor. Burada stratejik hata yapmış olabiliriz. Ancak FETÖ borsası diye bir şey yok. Şöyle olamaz mı insanlar mesela ben devletimin yanındayım’ diyerek gidip stratejik bilgiler vermiştir. Ya ben de insan olarak hata yapamaz mıyım?" Kaynak FETÖ'nün avukatlık yapılanmasında yer alan ve "futbolda şike kumpası" davasının firari sanığıyken gaybubet evinde yakalan avukat Cemalettin Mutlu'nun, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmasına devam edildi. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Cemalettin Mutlu avukatlarıyla katıldı. Duruşmada, müşteki Fenerbahçe Spor Kulübünü temsilen de avukatlar hazır bulundu. Duruşmada, Fenerbahçe Spor Kulübü eski asbaşkanı Şekip Mosturoğlu, Ahmet Çelebi, Orhan Erdemli, Faik Işık, Veysi Yaşar, Mehmet Yusuf Burak ve Edip Özbek tanık olarak Veysi Yaşar, sanık Mutlu'yu üniversiteden tanıdığını, Şekip Mosturoğlu'na sanığı iyi bir ceza hukukçusu olduğu için tavsiye ettiğini ancak Mosturoğlu'nun başka biriyle anlaştığını söyledi. Tanık Edip Özbek, sanığı avukat olarak tanıdığını belirterek, tekstilci olduğunu, davalarına bakan sanığın FETÖ ile bağından bir bilgisinin olmadığını dile getirdi. Kirvesi olan Mehmet Çelebi'nin ağabeyi Ahmet Çelebi'nin o dönem Sivasspor'da yöneticiyken gözaltına alındığını anlatan Özbek, "Adliyede Mehmet Çelebi ile görüştüm. Avukatı var mı yok mu diye konuşurken Cemalettin Bey'i adliyeden çıkarken gördüm. Selam verdim, 'Avukatı yokmuş, olur musun?' dedik. 'Ben Şekip Bey'in avukatıyım, iki kişinin dosyasına giremem.' dedi. Mutlu ile başka bir zaman görüştüğümde 'Cezaevine gidersen bir selamımı götür bir ihtiyacı var mı diye sor, adettendir.' dedim." diye konuştu. Tanıklardan Faik Işık da sanığı meslektaş olarak tanıdığını ve aralarında özel bir hukuk olmadığını söyledi. - "Şike soruşturmalarında şikayetçi olduk"Işık, şike soruşturmaları sürecinde Hakimler ve Savcılar Kuruluna şikayetlerde bulunduklarını anlatarak, "Soruşturmayı başlatan polisler ile hakim ve savcıların iş birliğiyle hareket ettikleri gerekçesiyle şikayetlerimiz oldu. Müvekkilimiz Aziz Yıldırım'ı görmeye Beşiktaş Adliyesi'ne gittiğimizde gazetelerde tutuklanacağı yazıyordu. Daha müvekkile sorular sorulmadan, 'Soruları cevaplamadı.' diye haberler yapıldı." ifadelerini kullandı. Işık, mahkeme başkanının "Aziz Yıldırım'ı verin, bu soruşturma son bulsun, denildi mi?" sorusu üzerine, "Sorgulanan sporculardan birine 'Aziz Yıldırım'ı verin buradan gidebilirsiniz.' denildiğini biliyoruz. Bunun üzerine 'Gidin bu arkadaşlara söyleyin yasa dolayısıyla böyle bir zorlama olamaz.' dedim. Bizi sinirlendiren şey şuydu Türkiye'nin saygın kurumlarının aşama aşama bitirildiğini gördüm." diye konuştu. Aralarında tartışmalar yaşandığı Aziz Yıldırım'ın şike sürecinde yanında olmak istediğini aktaran Işık, şöyle konuştu "Aziz Bey sorgulanırken klasörlerde bir şey aranıyordu, hakim bulamıyordu, polis çağırıyordu, polis gelip hemen buluyordu. Bu bir şahsiyet cellatlığıydı. O dosyalardan iddianameler hemen çıkmadı. İddianameler çıkana kadar pazarlıklar yapıldı. Bizim girdiğimiz ayıklanmış dosyaydı. O dosyada iki dosya vardı, biz kamuoyunun bildiği dosyayı takip ettik. Ben sayın Erbakan'ın da Suudi Arabistan kralının da avukatlığını yaptım." - Sanık Mutlu'nun beyanlarıTanık ifadelerinin ardından diyecekleri sorulan sanık Mutlu, cezaevi şartlarında zorlandığını, dava dosyasına hazırlanmadığını belirterek, FETÖ evlerinde kaldığına dair en ufak bir iddia olmadığını söyledi. Etkin pişmanlıktan faydalanan tanığın da FETÖ ile alakasız bir insan olduğu beyanında bulunduğunu dile getiren Mutlu, yine FETÖ'nün medya organlarına aboneliği olmadığını kaydetti. Mutlu, avukatlık yapmasını istemeyen bazı insanların adliyeyi kullandıklarını savunarak, şöyle devam etti "Benim hakkımda, 'Kendisi avukat olup, soruşturma dosyasında avukatlık yaptığı kişilerin tutuklanmamasını sağladı ve aldığı paraların büyük kısmını FETÖ'ye verdi.' diyorlar. Kabul etmiyorum. 'Kenan'ın İmirzalıoğlu narkotik dosyasına baktı.' diyorlar. Kenan İmirzalıoğlu'nun avukatlığını yaptım evet, çünkü ben iyi bir ceza avukatıyım. İmirzalıoğlu'nun dosyasına, kovuşturma aşamasında yani davası açıldıktan sonra baktım. Onun tutuklanmamasında emniyet ilişkilerimi iddia ediyorlar. Soruşturma aşamasında bakmadım, o dönem avukatı Şeref Dede'ydi. Onu azledip beni tuttu. Sol örgütlerin hedefi olmuş bir insanım, terörle teröristle anılacak son adam göster deseler, kendimi gösteririm. DHKP/C'nin açlık eylemlerinde bir kızın eylemine engel olmuş bir insanım. Allah insanı en iddialı olduğu yerden vurur derler, beni buradan vuruyorlar. Bu dosyadan beraat edeceğimi düşünüyorum." Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve bazı kurumlardan istenen evrakların beklenilmesine karar vererek, duruşmayı Cemalettin Mutlu'nun yakalanması ve iddianame FETÖ'nün avukatlar yapılanmasında yer alan ve "futbolda şike kumpası" davasının firari sanığı avukat Cemalettin Mutlu ile kardeşi Veli Mutlu, 18 Eylül 2021'de Eyüpsultan'daki bir gaybubet evine düzenlenen operasyonda yakalanmıştı. FETÖ mensuplarınca gerçekleştirilen "Askeri Casusluk, Fuhuş ve Şantaj, Poyrazköy, Amirallere Suikast" gibi kumpas soruşturmalarında yer alan Mutlu Ekizoğlu, Nazmi Ardıç, Tufan Ergüder, Yurt Atayün ve Ömer Köse'nin de aralarında bulunduğu birçok emniyet mensubunun bir dönem avukatlığını yapan Mutlu, aynı gün çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. - "Mosturoğlu'na Aziz Yıldırım aleyhine ifade vermesi için baskı uyguladı" İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, sanık Mutlu'nun avukatlık yapılanması içerisindeki eylemlerine yer veriliyor. Mutlu'nun telefon hatlarıyla örgütün mahrem imamlarından avukat Faik Toklucu ve Alaeddin Yüksel Bulut ile irtibatının bulunduğu vurgulanan iddianamede, sanığın ayrıca ByLock kullanıcısı şahıslarla iletişim kaydının tespit edildiği anlatılıyor. İddianamede, MASAK raporuna göre, Mutlu'ya FETÖ üyelerince bazı ödemeler yapıldığı ve Mutlu'nun da kimi şüpheli şahıslara bir miktar para gönderdiğine yönelik tespitler yer alıyor. Sanıkla ilgili "futbolda şike kumpası" davasındaki bazı sanıkların beyanlarına yer verilen iddianamede, Mutlu'nun, Aziz Yıldırım'ın tutuklandığı "futbolda şike" soruşturması kapsamında gözaltına alınan Şekip Mosturoğlu ve Ahmet Çelebi gibi kişileri cezaevinde ziyaret ederek tahliye edilecekleri yönünde teşvikle Aziz Yıldırım aleyhine ifade vermeye zorladığı kaydediliyor. Dönemin Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören'in başsavcılıkça bilgisine başvurulduğu sırada sanığın da orada olduğu ve bu iş için 25 bin 643 lira aldığı dile getiriliyor. Cemalettin Mutlu'nun bu şekilde örgütün kurgulayıp yürüttüğü soruşturma dosyasına delil oluşturmaya çalıştığı vurgulanan iddianamede, sanığın "silahlı terör örgütü üyeliği" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. Youtube'dan takip etmek için tıklayınız ABD'de, işadamı Rıza Sarraf ve Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla için tutuklama kararı veren New York Güney Bölge Hâkimi Richard Berman'ın, FETÖ'nün düzenlediği sempozyumda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef aldığı ortaya çıktı. Berman sempozyumda, kumpas davalarına bakan FETÖ'cü hakimlerle polislere arka çıktı. İşte o sempozyum ve FETÖ sözcülüğü yapan yandaş hâkimle ilgili detaylar ERDOĞAN'I HEDEF ALDI İstanbul'da 8-9 Mayıs 2014'te, BM, AB, AGİT, Avrupa Komisyonu, Dünya Bankası gibi kuruluşların üst düzey isimleri, Marmara, Harvard, Yale, NYU gibi üniversitelerden hukukçularla yabancı ülkelerden hâkim, savcı ve siyasetçilerin katıldığı 'Adalet ve Hukuk Devleti' adında bir sempozyum düzenlendi. FETÖ'ye yakınlığıyla bilinen YKK YükseKarkınKüçük Avukatlık Ortaklığı'nın tertiplediği sempozyumun 'Bağımsız ve Etkin Yargı' oturumunun moderatörü ise ABD'li hâkim Richard Berman'dı. ABD'deki hukuk dışı davaya FETÖ yandaşı hâkim Federal Hâkim Richard Berman, yıl önceki sempozyumda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı hedef alarak "Bana göre kesinlikle tek adam iktidarı hukuk devleti ilkesi ile değiştirilmelidir" diye konuştu. Berman, kumpas davalarına karışan FETÖ'cü hâkim, savcı ve polis amirlerinin görevden alınmasını da eleştirerek "Hukuk devleti ilkesi, aktif şekilde soruşturmaları izleyen hâkim-savcıların kovulmasını, polislerin görev yerinin değiştirilmesini, soruşturmaların durdurulmasını, mahkeme kararlarına saygısızlığı, her türlü iletişimin engellenmesini ve yargının domine edilmesini engelleyen ilkedir" ifadelerini kullandı. 17 ARALIK'A ARKA ÇIKTI FETÖ'nün KHK ile kapatılan yayın organı Today's Zaman'dan Sevgi Akarçeşme'ye röportaj da veren Berman, hukuk devletinin Türkiye'de saldırı altında olduğunu, yargı bağımsızlığına karşı mücadele verildiğini iddia etmişti. Berman, 17 Aralık hakkında ise 17 Aralık 2013'te yasal süreçlerin kesintiye uğratıldığını savunarak, "Oyun sürerken kuralları değiştirmek uygun değildir" demişti. Berman, Anayasa Mahkemesi'nin Twitter yasağını iptal kararının doğru olduğunu söyleyerek de FETÖ'ye açık destek vermişti. MODERATÖRLÜK YAPTI Hâkim Richard Berman, FETÖ'ye yakınlığı ile bilinen YKK YükseKarkınKüçük Avukatlık Ortaklığı'nın tertiplediği sempozyumun 'Bağımsız ve Etkin Yargı' oturumunun moderatörüydü. BU DAVA DERHAL DÜŞMELİDİR Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Burhan Kuzu Bu dava baştan beri siyasi davadır. ABD'de süren Rıza Sarraf davasında yasadışı deliller kullanıldı. Dünya hukuk sisteminde yasadışı yollarla elde edilen deliller, delil olarak kullanılmaz, mahkeme dosyasına konamaz. 17-25 Aralık'ta denediler, oradan sonuç alamayınca darbe girişiminde bulundular. Ondan da sonuç alamayınca bu sefer bu yola gittiler. Sempozyuma katılmış olması aslında ihsas-ı reydir. Böyle davaya bakamaz. Derhal çekilmesi gerekir. Bu davanın düşmesi gerekir. HUKUKA AYKIRILIKLAR VAR Adalet Komisyonu üyesi avukat Ali Özkaya ABD'de süren davada hukuka aykırılıklar var Bir devletin tasarrufları yargılama konusu yapılıyor. Hükümetteki bir bakan hakkında devletlerin eşitliği ilkesine aykırı olarak dava açılıp yakalama emri çıkarılıyor. Hukuka aykırı deliller dosyaya konuluyor. bakamaz. Derhal çekilmesi gerekir. Bu davanın düşmesi gerekir. HÂKİM 'İHSASI REY'DEN REDDEDİLEBİLİR Avukat Mehmet Sarı Gerek uluslararası hukuk gerekse iç hukuk bakımında davaya bakan hâkimin bağımsız ve tarafsız olması evrensel bir ilkedir. Davaya bakmadan önceden görüşünü belli etmiş ise, tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebepler varsa hâkimin davadan el çekmesi gerekir. Bir başka ifade ile hâkim, bakmakta olduğu bir dava hakkında görüşünü önceden belirtmişse ihsası rey bu takdirde bu hâkimin davaya bakmasına taraflar her zaman itiraz edebilir. ABD SÜRECİ FETÖ İLE YÜRÜTÜYOR Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Selman Öğüt Rıza Sarraf olayı ABD'nin evrensel hukuk ilkelerini hiçe saydığını bir kez daha ortaya koydu. İhsas-ı rey olarak adlandırılması gereken bu durumun üzerine gidilmelidir. Berman'ın davaya bakması, hukukun temel ilkesi olan hâkimlerin tarafsızlığı ve bağımsızlığı olgusuna aykırıdır. Berman'ın değişmesi elzemdir. ABD'nin hukuki süreci FETÖ ile yürüttüğü çok açık. ORTAKLIKLARI ÇOK DAHA DERİN Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatı Hüseyin Aydın ABD-FETÖ ortaklığı sanıldığından daha derin ve kapsamlı. FETÖ, yaklaşık 20 yıldır Türkiye'deki yöntemlerin benzerleriyle ABD'de istihbarattan yargı kurumlarına kadar sistemin hayati noktalarına sızmış ve önemli mevziler kazanmıştır. TORAMAN BİR HAKİM DAHA ÖNCE GÖRÜŞ AÇIKLADIĞI BİR DAVAYA BAKAMAZ Avukat Cüneyt Toraman da, 17-25 Aralık operasyonu ve 15 Temmuz darbe teşebbüsünün, ABD tarafından organize edildiği yavaş yavaş ortaya çıktığını söyledi. "Amerika'da Rıza Zerrab'ın gözaltına alınması, 17-25 Aralıkla soruşturmasının ABD tarafından organize edildiğini ortaya koydu" diyen Toraman, "17-25 Aralık sürecinde FETÖ'nün düzenlediği bir panele katılarak, hükümet aleyhine tehditvari sözler sarf eden bu hakim, Reza Zarrab davasının, daha doğrusu 17/25 Aralık davasına bakıyor. Ceza yargılamasının olmazsa olmaz koşullarından biri, yargının tarafsızlığıdır. Yargı tarafsız değilse, vereceği kararın tarafsız olmasının mümkün olmayacağı açıktır. Bir hakim, eşinin açtığı davaya bakamaz. Bir hakim, ortağı olduğu şirketin davasına bakamaz. Bir hakim, daha önce görüş açıkladığı bir davaya bakamaz. Eğer hakimin böyle bir ilişkisi varsa, böyle bir davaya bakamaz. Davaya bakması yasaktır. Hakim açısından disiplin suçu niteliğindedir. Davanın taraflarından birinin itiraz etmesi durumunda, davadan çekilmek zorundadır. Bu bulgular, Amerika'da, Zarrab davasına bakan mahkemenin tarafsız olmadığı, talimatla hareket ettiğini göstermektedir. Davanın taraflarından biriyle ilişkisi olan hakimin vereceği bir kararın hukuki bir değeri olmayacağı gibi, kamu vicdanı açısından da değeri olmaz. Reza Zarrab'ın tutuklandığı tarihten itibaren 1,5 yıldır mahkemeye çıkarılmaması, istedikleri beyanları alamadıkları için, sanığa baskı uygulamaya devam ettiklerini gösteriyor. Bu soruşturma ve dava, Amerika'daki yargı sisteminin ne kadar güvenilir ! olduğunu bütün dünya kamuoyuna gösteriyor" ifadelerini kullandı. Ümit TÜRK/İSTANBUL,DHA-FETULLAHÇI Terör Örgütü'nün avukatlık yapılanmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan ve hazırlanan iddianamede Meral Akşener'in hukuk danışmanı olduğu iddia edilen avukat Nuri Polat, çıktığı ilk duruşmada tahliye edildi. Tutuklanmadan önce MHP İstanbul İl Disiplin Kurulu Üyesi olduğunu belirten Polat, "Meral Akşener'in avukatı değilim. Hiçbir zaman da avukatlığını yapmadım" dedi. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmaya tutuklu yargılanan Nuri Polat ve avukatı katıldı. Savunmasını yapan Polat, 2014'te MHP İstanbul İl Başkan Yardımcılığına seçildiğini, 2015'ten bu yana da İl Disiplin Kurulu Üyesi olarak görev yaptığını söyledi. FETÖ'NÜN KASET OYUNUNDAN BEN DE ETKİLENDİM Polat, 2011 genel seçimleri öncesi MHP'nin üst düzey yöneticileri ve milletvekillerinin de aralarında bulunduğu kişilerin FETÖ tarafından kurgulanan kaset oyunlarıyla siyaseten bitirildiklerini, kendisinin de bu süreçten etkilenennler arasında olduğunu dile getirdi. Sosyal medyada paylaştığı 40 civarındaki tweetin partisinin kurumsal görüşüne uygun olduğunu ve söz konusu tweetlerin partisinin yetkilileri tarafından kamuoyuna deklare edilen basın açıklamaları olduğunu belirtti. "MERAL AKŞENER'İN AVUKATI DEĞİLİM" Bir gazetede yayınlanan bir haberde Meral Akşener'in avukatı olarak yazıldığını belirten Polat, "Meral Akşener'in avukatı değilim. Hiçbir zaman da avukatlığını yapmadım. İstanbul gibi bir şehirde aktif siyasetin içinde bulunan bir kişi olarak iktidarı eleştirmemden doğal bir durum olamaz. Ülke sorunlarını dile getirdim" ifadesinde bulundu. DİGİTÜRK ABONELİĞİMİ İPTAL ETMEMİN NEDENİ... Polat, Digitürk üyeliğini örgütün talimatı doğrultusunda iptal ettiği suçlamasına ilişkin ise şunları söyledi; 13 kanalın Digitürk'ten çıkartılmasına yönelik tepki gösterdiğimi kabul ediyorum. O günlerde mensubu olduğum MHP partisinin üst düzey yöneticilerinin çıkabildiği tek kanal Bugün TV'ydi. Onun da Digitürk'ten çıkarılması, partimizin ve muhalefetin sesinin kesilmesi anlamına geliyordu. Buna tepki gösterdim. Tepki olarak da aboneliğimi iptal ettirdim. Benim meseleye bakışım tamamen partimin sesinin kısılmasıdır" TAHLİYE EDİLDİ Örgüt üyeliği suçlamasını kabul etmeyen Polat, tahliyesini istedi. Mahkeme heyeti, tutuklulukta geçirdiği süre ve delillerin toplanmış olmasını dikkate alarak sanık Nuri Polat hakkında yurt dışına çıkış yasağı koyarak tahliyesine karar verdi. İDDİANAMEDEN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Meral Akşener'in hukuk danışmanı olduğu iddia edilen avukat Nuri Polat'ın sosyal medya hesabından örgüt yanlısı paylaşımlarda bulunduğu belirtiliyor. İddianamede, şüphelinin sosyal medya paylaşımlarının tamamına yakınının FETÖ/PDY yapılanmasının oluşturmak istediği etki ve algı manipülasyonu ile benzer nitelikte olduğu belirtilerek, şüphelinin üzerine atılı FETÖ/PDY'ye üye olmak suçunu işlediği, bu nedenle "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep ediliyor.

fetö davalarına bakan avukatlar istanbul