4Cniv3. Hoş geldiniz, üye girişi için kullanıcı adınızı ve şifrenizi giriniz. Kullanıcı adınız Şifreniz Şifremi Unuttum? Hesabınız yok mu? Hemen Oluştur Error 521 Ray ID 739bf59b9bc2b963 • 2022-08-12 202847 UTC AmsterdamCloudflare Working Error What happened? The web server is not returning a connection. As a result, the web page is not displaying. What can I do? If you are a visitor of this website Please try again in a few minutes. If you are the owner of this website Contact your hosting provider letting them know your web server is not responding. Additional troubleshooting information. Cloudflare Ray ID 739bf59b9bc2b963 • Your IP • Performance & security by Cloudflare Çanakkale savaşı ile ilgili kuşkusuz en anlamlı şiirlerden birisi belki de savaşı en iyi betimleyeni merhum Mehmet Akif ERSOY’un “Çanakkale Şehitlerine” adlı şiiridir. Şiirde önce Çanakkale savaşının dünyada eşi benzeri görülmedik derecede müthiş ve acımasız olduğu, daha sonra da ülkemize gelenlerin ne denli gözlerinin gözlerini kan ve hırs bürüdüğünü tasvir etmektedir. Milli Şairimiz Mehmet Akif ERSOY şiirlerinde salt kahramanlığı abartılı şekilde betimlemek yerine, vaziyeti ve yaşananları insaf çerçevesinde değerlendirir, olay kahramanlarının ruh hallerini ve ülkelerin Çanakkale Savaşına bakış açılarını çok güzel şiire döker. Mehmet Akif bu yönüyle sıradan epik şairlerin çok üzerindedir. Kelime dağarcığının genişliği ve bunları ustalıkla kullanışı, üstün zekası ile kendine hayran bırakır. Mehmet Akif’in gönül dünyası ve maneviyatı çok engindir, çoğu şair sırf melankoli ile yazarken, O gönül gözünü de kullanır. Bu şiirinde de adeta savaşın içinden canlı yayın yapar gibi tüm çıplaklığıyla acımasız gerçekleri kağıda döküvermiştir. Çanakkale Şehitlerine Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi. Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. . Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle bu bir Avrupalı’ Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! . Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer. Yedi iklimi cihânın duruyor karşında, Ostralya’yla beraber bakıyorsun Kanada! . Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk Sâde bir hâdise var ortada Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ… Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ! . Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil, Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil, Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. . Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz… Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz. Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb, Öyle müdhiş ki Eder her biri bir mülkü harâb. . Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı; Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. . Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam, Atılan her lağamın yaktığı Yüzlerce adam. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; O ne müdhiş tipidir Savrulur enkaaz-ı beşer… . Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak. Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller, Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller. . Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre. Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler… Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler! . Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Alınır kal’â mı göğsündeki kat kat iman? Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? Çünkü te’sis-i İlahi o metin istihkâm. . Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler, Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer; Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedi serhaddi; O benim sun’-i bedi’im, onu çiğnetme’ dedi. . Asım’ın nesli…diyordum ya…nesilmiş gerçek İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek. Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar… O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar, . Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. . Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi… Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın. . Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb… Seni ancak ebediyyetler eder istiâb. Bu, taşındır’ diyerek Kâ’be’yi diksem başına; Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; . Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle, Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle; Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan, Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan; . Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına, Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına, Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem; . Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana… Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i, . Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran… Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın; . Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın…Heyhât, Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât… Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber. . Mehmet Akif Ersoy Ünlü şairlerin on kasım şiirleri MUSTAFA KEMAL’İN KARTALI Fazıl Hüsnü DağlarcaMasaldı dağlar, taşlar gerçekten masaldı ha Geçiyordu Mustafa Kemal Çamlıbel’den. Yabanın kurdu kuşu seyrine inmiştiler Kara pençelerle, ak gagalarla. Susmuştu yeryüzü efsaneler içinde Masaldı dağlar, taşlar gerçekten masaldı iyce yaklaşan kocaman bir kartaldı ha Bakır kızıllığındaydı tüyleri, kor alevindeydi gözleri Kondu ilk kayaya, düşen bir rüzgar parçası gibi Sevgiyle bakıştılar Tanış çıktılar sanki kainatlar üstünde Ona iyce yaklaşan kocaman bir kartaldı uçup gidince ortalık boşaldı ha Kayboldu mucizesi havaların. Neydi, nasıl bir parıltıydı, bilemedi kimseler Kimin aşkıydı, inmişti semalardan toprağa, paşam? Kalmadı sonsuzluk, haşmet, gurur Kartal uçup gidince ortalık boşaldı aman bu kartal vallahi bir faldı ha Vatan göklerinden vatana söyler Kocaman zafer bayraklarının geleceğini Kocaman günlerin ucunda. Anladı Mustafa Kemal, kimseye söylemedi Aman aman bu kartal vallahi bir faldı Kemal’i de Mustafa Kemal’di ha Unutmadı kartalı hiç. Gün doğarken kızaran yamaçlarda aradı Bekledi kanat seslerini fırtınalardan. Kartal değilse de kartal vefalıydı Mustafa Kemal’i de Mustafa Kemal’di bütün mevsim yapraksız bir daldı ha Yoktu Mustafa Kemal’in umduğu Gelmiyordu kartalı geriye şahikalardan Üç yıldır gelmiyordu. Konmuyordu büyük habercisi zaferin Artık bütün mevsim yapraksız bir daldı amma da al aldı ha Hangi şehitler seslenmiş belli değil. Bir 30 Ağustos günü göründü Mustafa Kemal’in kartalı Koca kanatlarını çırptı boşluğa Sallandı gök Kanatları amma da al aldı Hüsnü DağlarcaBÜYÜK GAZİ’YE Abdülhak Hamit TarhanSen ki hilkat denilen ummanın En büyük incisisin O, bu ulvi vatanın talihinin En güzel yıldızıdır Bir dehaet ki güneşten yüksek Ve semavat ile ünsiyeti varSen dururken ona gelmez noksan Kaplıdır toprağı zırhınla senin Hep rehakar değil ey Gazi Bu müsellah vatanın sen hem de Ebedi bekçisisinBu mesalipzede cemiyyete sen Yeniden bir vatan ettin ihda Görüyor şevk-i tuluunla senin Yeni bir iyd-i zafer İstanbul Kendi asar-ı dehanın belki Sen de hayretçisisin Kainatlarda tecelli buyuran Halik’ın sende o hasiyyeti varAbdülhak Hamit TarhanAĞLAYALIM ATATÜRK’E Aşık VeyselAğlayalım Atatürk’e Bütün dünya kan ağladı Süleyman olmuştu mülke Geldi ecel, can ağladıDoğu batı cenup şimal Aman tanrı bu nasıl hal Atatürk’e erdi zeval Memur mebusan ağladıAtatürk’ün eserleri Söyleyecek bundan geri Bütün dünyanın her yeri Ah çekti, vatan ağladıFabrikalar icat etti Atalığın ispat etti Varlığın Türke terketti Döndü çarh devran ağladıBu ne kuvvet, bu ne kudret Var idi bunda bir hikmet Bütün Türkler İnön’İsmet Gözlerimiz kan ağladıTren hattı tayyareler Tükler giydi hep kareler Semerkantla Buharalar İşitti her yan ağladıSiz sağ olun Türk gençleri Çalışanlar kalmaz geri Mareşalin askerleri Ordular tümen ağladıZannetme ağlayan gülmez Aslan yatağı boş kalmaz Yalnız gidenler gelmez Her gelen insan ağladıUzatma Veysel bu sözü Dayanmaz herkesin özü Koruyalım yurdumuzu Dost değil, düşman ağladıAşık Veysel Şatıroğlu10 KASIM TÜRKÜSÜ F. Hüsnü DAĞLARCAAtatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler, Bozkır ovalarına, Erciyes’e Ağrı’ya, Ulusun egemen olduğunu Özgür olduğunu Haykıracağım haykıracağım işte, Senin sustuğunca!Yolunda yürüyeceğim Atatürk; Ana baba oğul kız, Dere tepe bucak köy, Yeryüzü yaşamalarımla değil Oralarda, Senin gittigince!Atatürk, taşıyacağım Çanakkale’de, Sakarya’da, Çankaya’da, al al, Senin taşıdığını; Yurdun gök ülküsü Dalgalanırken, Senin bayrağını yücelteceğim. Senin F. Hüsnü DAĞLARCAGİDİYOR Orhan Seyfi OrhonGidiyor, rastgelemez bir daha tarih eşine Gidiyor, on yedi milyon kişi takmış peşineGidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla Gidiyor, göğsünü çepeçevre saran bayraklaGidiyor, izleri üstün birikmiş yaşlar Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlarGidiyor, harbin o en korkulu aslan yelesi Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meşalesiYine bir devr açacakmış gibi en başta O var Hıçkıran seste O var, sessiz akan yaşta O varSiliyor ruhunun ulviliği fani etini Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetiniBüyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça Büyüyor gitgide gözlerden uzaklaştıkçaOrhan Seyfi Orhon Bu yazımızda Anneler günü için ünlü şairlerin kalemlerinden yazılmış birbirinden etkileyici ve anlamlı anneler günü şiirleri bulabilirsiniz. Şiir tarihimizde en eski edebiyat türlerinin başında gelmektedir. Bazı sanatçılara göre şiir çeşitli sanatsal kriterlere göre değerlendirip kendince tanımlanış, bazılarına göre ise şiirin tanımlanamayan bir edebi tür olduğu öne sürülmüştür. Lakin gene de tanımlayacak olursak belirli bir ritmi ve imgesi olan, kendine özgü bir ifade biçimi olan ve söyleyiş özelliği taşıması itibariyle dinleyiciyi derinden etkileyen yaratıcı bir söz sanatıdır. Dilimiz de ise şiir kelimesinin karşılığı olarak “ koşuk, yır, özün “ gibi kelimeler öne sürülmüşse de hiçbiri yaygınlaşamamış ve yok olup gitmiştir. Ayrıca günümüzde koşuk kelimesi nazımın eş anlamlısı olarak kullanılmaktadır. Ümit Yaşar Oğuzcan, Anacığım Şiiri Bu yüzden nazımla şiiri birbirine karıştırmamalıyız. Geçmiş zamanlardaki edebiyat anlayışında şiirin uyak, ölçü, nazım biçimleri gibi sanat biçimlerinden ayrı düşünülmemesi şiirle nazım kelimesinin eş anlamlı kelimeler olmasına ve böyle kabul edilmesine yol açmıştır. Ceyhun Atuf Kansu, Uyuyan Güzel Anneye Şiiri Fakat ilerleyen zamanlarda şiir ölçü ve uyağa sahip bir söz sanatı olarak tanımlanmış bu nazım- şiir kelimelerinin eş anlamlı olma durumunu ortadan kaldırmıştır. Günümüz de ise bu anlayış aşılmıştır ve şiir tek başına, biçimsel özelliklerin haricinde de bir söz sanatı olarak kabul edilmektedir. Annenize Yazabileceğiniz Şiirler ve Şiir Türleri Ahmet Haşim, Sensiz Şiiri Şiirler konusu itibariyle birbirlerinden farklıdır. Kimi zaman konusu aşkken kimi zaman da doğa sevgisidir. Geçmişte edebiyatçılar bunların konularına göre sınıflandırılmasını ve karışıklık olmamasını düşünmüşler ve şiirleri konularına göre belirli bir kategoriye koymuşlardır. Bunlar 1. Lirik Şiir Necip Fazıl Kısakürek - Anneciğim Şiiri Duygularımızı ve düşüncelerimizi coşkulu bir şekilde kaleme aldığımız şiir türüdür. Adını da Eski Yunan Edebiyatı’ nda şairler bu tür duygu ve düşüncelerimizi ifade ettiğimiz şiirleri Lyra denilen bir saz söyledikleri için buradan almıştır. 2. Pastoral Şiir Haydar Ergülen - Anne şiiri Doğa aşkı, bir çobanın hayatını ve kır yaşamını konu alan şiirlerdir. Bu tarz şiirlerde doğa aşkı ifade edildiği için gayet sade, süsten uzak ve doğal bir halde yazılır. Bu yüzden pastoral şiirlere çoban şiirleri de denilebilmektedir. 3. Epik Şiir Ahmet Hamdi Tanpınar - Annem İçin Şiiri Konusu adından da anlaşılabilmektedir. Eğik sözcüğü Yunanca’ da epope sözcüğünden gelmektedir ve destan anlamı taşımaktadır. Bu tür şiirlerde yazının bulunmadığı zamandaki efsaneler, destanlar dile getirilmektedir. Bundan dolayı şiirde yiğitlik, kahramanlık ve savaş temaları ön plandadır. 4. Didaktik Şiir Ahmet Kutsi Tecer - Annem Şiiri Bir konu hakkındaki düşünceyi okuyucuya aktarmak veya bir konu hakkında öğüt vermek için yazılmaktadır. Bu alandaki ilk şiir örneği Eski Yunan edebiyatçısı Hesiodos tarafından yazılmıştır. 5. Satirik Şiir Cahit Sıtkı Tarancı - Anacığım Şiiri Bir konu, kişi veya olay hakkında eleştiride bulunmak için iğneleyici, alaycı bir dille yazılan şiirlerdir. 6. Dramatik Şiir Ataol Behramoğlu - Unuttum Nasıldı Annemin Yüzü İlk başlarda oyuncuların sahne önünde sergileyecekleri oyun için rolleri bu tarzda yazılmaktaydı ve oyuncular bu şekilde ezberlemekteydi. Ancak tiyatronun çıkması ile rol metinleri düz yazıya döndü. Bu da bir şiir tarzı olarak kaldı. İlk başlarda trajedi ve komedi konuları üzerine yazılan bu şiir şimdilerde trajedi, komedi ve dram konularını ele almaktadır. Niçin Şiir Yazılır? Yahya Kemal Beyatlı - Ufuklar Şiiri Şiir yazılmasının nedeni konularına göre değişiklik göstermektedir. Ancak geçmişte uzun süren savaş dönemlerinin olmasından dolayı halkı bilgilendirmek ve savaşta başarılı olmak için destek toplamak amacıyla yazılmıştır. Lakin günümüzde genelde duygu ve düşünceleri ifade etmek için yazılmaktadır. Özellikle özel günlerde sevdiklerimize duygularımızı ifade etmek için yazılmaktadır. Bu özel günlerden birisi de bizi hayatımız boyunca bizi hep koruyup kollayan annelerimizin anneler günüdür. Bu gün için yazılmış birçok şiir vardır. Sezai Karakoç - Anneler ve Çocuklar Şiiri Ünlü Şairlerin Anneler Günü Şiirleri • Necip Fazıl-Anneciğim Şiiri • Ceyhun Atuf Kansu-Annem Şiiri • Mevlüt Kaplan-Anne Şiiri • Fazıl Hüsnü Dağlarca-Anne Şiiri • Ali Yüce-Sakla Beni Anne Şiiri • Nazım Hikmet-Anne Şiiri Ahmet Erhan - Oğul Şiiri Paylaş

ünlü şairlerin şehitlerle ilgili şiirleri