Kevser Sûresi de besmele hariç, üç âyettir. Eğer besmele bu sûrelere dahil olsaydı, Mülk Sûresinin otuz bir, Kevser Süresinin de dört âyet olması lâzım gelirdi. Demek ki besmele, sürelere dahil değil, müstakil âyettir. Kur'ân olduğu hakkında tevatür bulunmadığından besmeleyi Kur'ân'dan saymamak doğru olamaz.
Yildizlarin yerlerine yemin ederim ki, eger bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir. (Vakia Suresi, 75-76. ayetler) – Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur’an), hiç süphesiz çok serefli bir elçinin (Allah’dan alip teblig ettigi) sözüdür. (Hakka Suresi, 38-39-40. ayetler)
KURBAN BAYRAMI AYETLERİ. BAKARA SÛRESİ. (196) Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da
Demek ki, ayetler arasında münasebetler mutlaka vardır. Bu ilişkilerin açık olanlarına bir misal olmak üzere Şuara Suresinde sekiz defa tekrarlanan “Şüphesiz senin Rabbin aziz ve rahîmdir (mutlak galiptir, geniş merhamet sahibidir) ” mealindeki ayeti gösterebiliriz.
ilegönderilen Kur’an’ı Kerim, içerisinde nüzul ortamını anlatan ayetleri ile ilk andan günümüze kadar geçmiş insanlarla günümüz insanı arasında bağlantı kurmaktadır. Kur’an’ı Kerim’de, okuduğunda anlaşılması açık ve kolay olan ayetler olduğu gibi kapalı ve zor olan ayetler de mevcuttur.
Otüm kıraatleri tamamlamalı ve on kıraatin ravisi olmalıdır. Allah’ın görevlendireceği başka hafızları da bekleyebiliriz. On hafız bu görevi yüklenebilir. 2- Ondan sonra harfler ele alınmalıdır. Nasıl kimyada periyodik cetvel varsa Kuran harflerinin de böyle mahreç cetveli vardır.
ohQco. HZ. İSMAİL İLE İLGİLİ AYETLER… Al-i İmran Suresi, 84. ayet De ki “Biz Allah’a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarına indirilene, Musa’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında ayrılık gözetmeyiz. Ve biz O’na teslim olmuşlarız.” Bakara Suresi, 125. ayet Hani Evi Kâbe’yi insanlar için bir toplanma ve güvenlik yeri kılmıştık. “İbrahim’in makamını namaz yeri edinin”, İbrahim ve İsmail’e de, “Evimi, tavaf edenler, itikâfa çekilenler ve rükû ve secde edenler için temizleyin” diye ahid verdik. Bakara Suresi, 127. ayet İbrahim, İsmail’le birlikte Evin Kâbe’nin sütunlarını yükselttiğinde ikisi şöyle dua etmişti “Rabbimiz bizden bunu kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin”; Bakara Suresi, 133. ayet Yoksa siz, Yakub’un ölüm anında, orada şahitler miydiniz? O, oğullarına “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediğinde, onlar “Senin İlahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın İlahı olan tek bir İlaha ibadet edeceğiz; bizler O’na teslim olduk” demişlerdi. Bakara Suresi, 136. ayet Deyin ki “Biz Allah’a; bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa’ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz O’na teslim olmuşlarız.” Bakara Suresi, 140. ayet Yoksa siz, gerçekten İbrahim’in, İsmail’in, İshak’ın, Yakub’un ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki “Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı? Allah’tan kendisinde olan bir şehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.” En’am Suresi, 86. ayet İsmail’i, Elyasa’yı, Yunus’u ve Lut’u da hidayete eriştirdik. Onların hepsini âlemlere üstün kıldık. Enbiya Suresi, 85. ayet İsmail, İdris ve Zü’l-Kifl, hepsi sabredenlerdendi. İbrahim Suresi, 39. ayet “Hamd, Allah’a aittir ki, O, bana ihtiyarlığa rağmen İsmail’i ve İshak’ı armağan etti. Şüphesiz Rabbim, gerçekten duayı işitendir.” Meryem Suresi, 54. ayet Kitap’ta İsmail’i de zikret. Çünkü o, vaadinde doğruydu ve gönderilmiş Resul bir peygamberdi. Meryem Suresi, 55. ayet Halkına, namazı ve zekâtı emrediyordu ve o, Rabbi Katında kendisinden razı olunan bir insandı. Nisa Suresi, 163. ayet Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur verdik. Sad Suresi, 48. ayet İsmail’i, Elyesa’ı ve Zülkifl’i de hatırla. Hepsi de hayırlı olanlardandır. HZ. İSMAİL İLE İLGİLİ HADİSLER… Peygamber Efendimiz Hacer validemize hürmet gösterilmesini, Mısır’ı fethettikleri zaman Hz. Hacer validemizin hatırına Mısırlılara iyi davranılmasını ashabına ve Müslümanlara özellikle tavsiye etmiş ve şöyle buyurmuştu “Eğer Mısır’ı fethederseniz, halkına iyi muamele ediniz. Çünkü onların bizde hakları ve bizimle akrabalıkları vardır.” Kendisine akrabalık sorulunca “İsmail’in annesi onlardandır” cevabını vermişti. Hacer Annemiz onun hemen etrafını çevirmişti. Sevgili Peygamberimiz bununla ilgili olarak “Allah, İsmail’in annesi Hacer’e rahmet eylesin! Eğer o, zemzemi kendi hâline bıraksaydı da suyu avuçlamasaydı, akıp giden bir ırmak olurdu.” Ebu Muhammed Ka’b bin Ucre ra şöyle anlatır “Bir gün Rasûlullah sav yanımıza gelmişti. Kendisine “Ya Rasûlullah! Sana nasıl selam vereceğimizi öğrendik, ancak sana nasıl salâvat getireceğiz” diye sorduk. O da şöyle cevap verdi “Allah’ım! İbrahim’e ve âline salât ettiğin gibi Muhammed’e ve âline de salât et. Allah’ım! İbrahim’e ve âline hayır ve bereket lütfettiğin gibi Muhammed’e ve âline de hayır ve bereket ihsan et. Şüphesiz övülmeye layık olan sensin ve yücesin” deyiniz buyurdular. Hz. İsmail uzun boylu, güzel yüzlü, kırmızımsı tenli, kalın boyunlu, geniş omuzlu, elleri ve ayakları uzun, güçlü ve kuvvetliydi. Bir gün Allah’ın Rasûlü sav ashabının ok attıklarını görünce onları harbe şöyle teşvik etmişlerdir “Ey İsmailoğluları! Ok atınız! Sizin atanız İsmail de iyi bir ok atıcısı idi.” Rasûlullah, “Allah, İbrahim’in çocuklarından İsmail’i, İsmail’in çocuklarından Benî Kinâne’yi, Benî Kinâne’den Kureyş’i, Kureyş’ten Benî Hâşim’i, Benî Hâşim’den de beni seçti” Müsned, II, 107; Müslim, “Feżâʾil”, 1; Tirmizi, “Menâḳıb”, 1; Hz. Peygamber, kendi torunları Hasan ve Hüseyin için yaptığı duayı daha önce İbrahim’in de oğulları İsmail ve İshak için yaptığını ifade etmiştir Müsned, I, 236; Ebu Davud, “Sünnet”, 20; İbn Mâce, “Ṭıb”, 36; Tirmizi, “Ṭıb”, 14.
"Başa Kakmak" ile ilgili ayetlerMallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden bunları başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir Suresi 262. AyetEy iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete Suresi 264. AyetYûsuf dedi ki “Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en Suresi 92. Ayet“Senin başıma kaktığın bu nimet gerçekte İsrailoğullarını köleleştirmenin neticesidir.”[398]*Şu’arâ Suresi 22. AyetŞüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfat Suresi 8. AyetMüslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki “Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor.”Hucurât Suresi 17. AyetŞüphesiz sana tükenmez bir mükâfat Suresi 3. Ayetİyiliği, daha fazlasını bekleyerek bir kazanç elde etmek için Suresi 6. AyetAncak iman edip de sâlih ameller işleyenler başka. Onlar için, bitmez tükenmez bir mükâfat Suresi 25. AyetAncak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat Suresi 6. AyetFiravun, şöyle dedi “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin.”Şu’arâ Suresi 18. Ayet“Böyle iken sen o yaptığın işi yaptın adam öldürdün. Sen nankörlerdensin.”Şu’arâ Suresi 19. Ayet
► Kitab’ı okuduğunuz hâlde insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Akletmez misiniz? 2/Bakara 44 ► “Hayvanın bir parçasıyla cesede vurun.” diye emrettik. O da dile gelip, katilini söyledi. İşte böylece Allah, ölüleri diriltip ayetlerini sizlere gösterir ki akledesiniz. 2/Bakara 73 ► İçlerinden bir grubun, Allah’ın kelamını dinleyip iyice anladıktan sonra, bile bile tahrif ediyor olmalarına rağmen, size inanacaklarını mı umuyorsunuz? 2/Bakara 75 ► İman edenlerle karşılaştıkları zaman “İman ettik.” derler. Kendi aralarında baş başa kaldıklarında ise şöyle derler “Ne diye Allah’ın size açtığı sırlarınızı onlara anlatıyorsunuz? Allah katında aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi? Akletmez misiniz?” 2/Bakara 76 ► Şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ve gündüzün peşi sıra yer değiştirmesinde, insanlara fayda sağlayarak denizde yüzen gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirdiği ve ölümünden sonra yeryüzünü kendisiyle canlandırdığı suda, orada yaydığı farklı türdeki her bir canlıda, rüzgârların çevrilip yönlendirilmesinde, gök ve yer arasında emre amade kılınmış olan bulutlarda akledenler için üzerinde düşünülüp, bunları yapanın tek ilah olduğu ve kulluğun yalnızca O’na yapılması gerektiğine dair deliller vardır. 2/Bakara 164 163 ve 164. ayetler tevhidin en açık delillerindendir. Tüm âlemleri yoktan var eden, düzenleyen, aralarında bir uyum ve ahenk kılan kim ise; insanların ibadet etmesi, boyun eğmesi, teslim olması ve yasalarına göre hayatlarına yön vermesi gereken hak ilah da odur. ► Onlara “Allah’ın indirdiğine uyun.” denildiği zaman “Hayır, bilakis biz, babalarımızı üzerine bulduğumuz ve alıştığımız âdetlerimize uyarız.” derler. Babaları hiçbir şey akletmemiş ve doğru yolu bulamamış olsalar bile mi onların yoluna uyacaklar? 2/Bakara 170 ► O kâfirlerle onları İslam’a çağıran davetçinin misali, bağırış çağırış işiten fakat hiçbir şey anlamayan hayvana seslenen çobanın/davetçinin misali gibidir. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar bu özelliklerinden dolayı akletmezler. 2/Bakara 171 ► Akledesiniz diye Allah ayetlerini sizin için açıklamaktadır. 2/Bakara 242 ► Ey Ehl-i Kitap! Tevrat ve İncil, ondan/İbrahim’den sonra indirilmiş olmasına rağmen neden İbrahim hakkında “O Yahudi miydi, Hristiyan mıydı?” diye tartışıp duruyorsunuz? Akletmez misiniz? 3/Âl-i İmran 65 ► Ey iman edenler! Kendi dışınızda sırlarınızı paylaşıp iç işlerinizden haberdar edeceğiniz kâfir bir çevre edinmeyin. Çünkü kâfirler size zarar vermekten geri durmaz, sizin zora düşmenizi isterler. Kinleri ağızlarında belirmiştir. Sinelerinin sakladığı kin ise çok daha büyüktür. Şayet aklediyorsanız gerçekten size ayetlerimizi açıkladık. 3/Âl-i İmran 118 ► Siz, birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun konusu edinirler. Bu, onların akletmeyen bir toplum olmalarındandır. 5/Mâide 58 ► De ki “Pis olanın çokluğu seni şaşırtıp hoşuna gitse de, pis ve temiz bir olmaz. Allah’tan korkun ey akıl sahipleri ki felaha eresiniz.” 5/Mâide 100 ► Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir. Şüphesiz ahiret yurdu korkup sakınanlar için daha hayırlıdır. Akletmez misiniz? 6/En'âm 32 ► Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Şüphesiz ki ayetleri, düşünüp öğüt alan bir topluluk için detaylıca açıkladık. 6/En'âm 126 Kur’ân’ın mufassal/detaylandırılmış bir kitap olmasının hikmetleri için bk. 6/En’âm, 55 ► De ki “Gelin, Rabbinizin size haram kıldıklarını size okuyayım. Hiçbir şeyi O’na ortak koşmayın, anne babaya iyilikte bulunun, fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin, sizi de onları da biz rızıklandırmaktayız. Fuhşiyatın açığına da kapalısına da yaklaşmayın. Hak olmadıkça Allah’ın haram kıldığı nefsi öldürmeyin.” Allah akledesiniz diye size bunları emretti. 6/En'âm 151 ► Sonra onların yerine Kitab’a da mirasçı olan bir topluluk geçti. Dünya malının değersiz olanını alıyor ve ne de olsa “Günahlarımız bağışlanacak.” diyorlardı. Güya tevbe etmelerine rağmen değersiz bir dünya malı geldiğinde yine onu alıyorlar. Oysa Allah’a karşı yalnızca hak olanı söyleyeceklerine dair onlardan Kitap sözü alınmamış mıydı? Kitab’ın içindekileri de sürekli okuyanlardı hâlbuki. Ahiret yurdu korkup sakınanlar için daha hayırlıdır. Akletmez misiniz? 7/A'râf 169 ► Allah katında canlıların en şerli olanı hakka karşı sağır ve dilsiz olan, akletmeyen kimselerdir. 8/Enfâl 22 ► Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar, üzüm bahçeleri, ekinler, çatallı çatalsız hurmalıklar vardır. Hepsi tek bir suyla sulanır. Ama bazısının lezzetini bazısından üstün kılarız. Şüphesiz ki bunda, akleden bir topluluk için ayetler vardır. 13/Ra'd 4 ► Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı emrinize amade kılmış hizmetinize sunmuştur. Yıldızlar da O’nun emriyle boyun eğdirilmiş insanlara hizmetkâr kılınmıştır. Şüphesiz ki akleden bir topluluk için bunda ayetler vardır. 16/Nahl 12 ► Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvelerinden içki çıkarır ve güzel bir rızık elde edersiniz. Akleden bir topluluk için bunda ayet vardır. 16/Nahl 67 İlerleyen zamanlarda Allah cc içkiyi haram kılmıştır. bk. 5/Mâide, 90-91 ► Kendisiyle akledecekleri bir kalplerinin ve işitecekleri bir kulaklarının olması için yeryüzünde dolaşmazlar mı? Çünkü gözler kör olmaz. Asıl kör olan sinelerdeki kalplerdir. 22/Hac 46 ► Dirilten ve öldüren O’dur. Geceyle gündüzün peşi sıra gelmeleri O’nun işidir. Akletmez misiniz? 23/Mü'minûn 80 ► Kör olana sakınca yoktur, topal olana sakınca yoktur, hasta olana sakınca yoktur. Kendi evlerinizden, babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, anahtarlarına sahip olduğunuz evlerden ya da arkadaşlarınızın evlerinden yemek yemenizde sizin için de bir sakınca/günah yoktur. Bir arada hep beraber ya da ayrı ayrı yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize Allah katından mübarek ve temiz/hoş olan bir selam verin. Akledesiniz diye Allah, ayetleri sizler için böyle açıklar. 24/Nûr 61 ► Sen, onların çoğunun dinleyip aklettiğini mi sanıyorsun? Onlar, yalnızca hayvanlar gibilerdir. Hayır, hayır yolca daha sapkınlardır. 25/Furkân 44 ► Musa demişti ki “Doğunun, batının ve ikisi arasında olanların Rabbidir. Şayet aklederseniz.” 26/Şuarâ 28 Firavun, Musa’yı as kızdırmak ve konuyu dağıtmak için elinden geleni yapmıştır. “Allah kim?” demiş, çevresinde bulunanları kışkırtmaya çalışmış, Musa’ya as deli demiş... Musa as ise onun sözlerine cevap vermeden, ana mesajı farklı cümlelerle tekrar etmiştir. Tevhid davetini sabote etmek isteyenlere karşı takınılması gereken tavır, bu kıssayla öğretilmiştir. Yan sorulara cevap vermeden, hakaret ve saldırıları duymaksızın ana mesajı farklı cümlelerle tekrar edip, firavun tıynetli insanların oyununa gelmemek... Benzer bir üslup için bk. 20/Tâhâ, 51-52 ► Size verilen her şey, dünya hayatının geçici metaı ve süsüdür. Allah’ın yanında olanlarsa daha hayırlı ve kalıcıdır. Akletmez misiniz? 28/Kasas 60 ► Andolsun ki biz, akleden bir topluluk için oradan ibret alınacak apaçık bir ayet bıraktık. 29/Ankebût 35 ► Bu örnekleri insanlara veririz. Âlim olanlardan başkası onlara akıl erdirmez. 29/Ankebût 43 ► Onlara “Gökten su indirip ölümünden sonra yeryüzüne hayat veren kimdir?” diye soracak olsan kesinlikle “Allah!” diyecekler. De ki “Allah’a hamd olsun.” Bilakis, onların çoğu akletmezler. 29/Ankebût 63 Müşrik, Allah’a cc inandığını iddia etse de imanı geçersizdir. Geniş açıklama için bk. 23/Mü’minûn, 84-90 açıklaması ► Size korku ve ümide sebep olan şimşeği göstermesi, gökten su indirip onunla ölümünden sonra yeryüzüne hayat vermesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunda, akleden bir topluluk için ayetler vardır. 30/Rûm 24 ► Tevhid ve şirki anlamanız için size, kendi nefislerinizden bir örnek verdi Köleleriniz arasında size verdiğimiz rızka ortak olan, kendinizden korktuğunuz gibi onlardan korktuğunuz, sizinle eşit olanlar var mıdır? İşte ayetleri, akleden bir topluluk için böylece açıklarız. 30/Rûm 28 Sizler, kölelerinizi kendinizle eşit görmüyor, mallarınıza ortak kabul etmiyor, hür birini dikkate aldığınız gibi onları dikkate almıyorken, nasıl olur da Allah’ın cc yarattığı varlıkları Allah’ın cc katında şefaatçi, şifa veren, himmet eden, zararı defeden olarak kabul edip Allah’ın cc mülküne ortak yapıyorsunuz? Yalnızca Allah’a cc yapmanız gereken dua, kurban, adak, tevbe gibi ibadetleri Allah’ın cc ortaklarıymış gibi onlara sunuyorsunuz. Kendiniz için razı olmadığınız şeye nasıl Allah cc için razı oluyorsunuz? bk. 16/Nahl, 71 Kur’ân’ın mufassal/detaylandırılmış bir kitap olmasının hikmetleri için bk. 6/En’âm, 55 ► “Andolsun ki, sizden birçok topluluğu saptırdı. Hiç akletmiyor muydunuz?” 36/Yâsîn 62 ► Kimin ömrünü uzatmışsak, yaratılışta onu baş aşağı güçten sonra zayıflığa, ömrün en güzel çağından en kötü çağına çevirmişizdir. Öyleyse ileride yaparım diye sorumluluklarını ertelemesinler. Güç ve kuvvetleri yerindeyken, Allah’a layıkıyla kulluk etsinler. Akletmiyorlar mı? 36/Yâsîn 68 ► Gece vakti de... Akletmez misiniz? 37/Saffât 138 ► Yoksa Allah’ın dışında şefaatçiler mi edindiler? De ki “Onlar şefaat yetkisine sahip olmasalar ve sizin onlara olan ibadetinize akıl erdiremeseler dahi yine de onları şefaatçi mi edineceksiniz?” 39/Zümer 43 ► O; sizleri topraktan, sonra bir damla sudan, sonra kan pıhtısından embriyo yaratandır. Sonra sizi anne karnından bebek olarak çıkarmakta, sonra yetişkinlik çağına erişmeniz, sonra da yaşlanmanız için size ömür bahşetmektedir. Sizden bazınızın canı daha önce alınır. Belirlenmiş bir zamana erişmeniz ve akletmeniz için Allah, yaşamı böyle takdir etmiştir. 40/Mü’min Ğafir 67 ► Akletmeniz için onu Arapça bir Kitap kıldık. 43/Zuhruf 3 ► Gece ve gündüzün peşi sıra gelmesinde, Allah’ın gökten indirip, yeri ölümünden sonra kendisiyle dirilttiği rızıkta/yağmurda ve rüzgârların çevrilmesinde akleden bir topluluk için ayetler vardır. 45/Câsiye 5 ► Şüphesiz ki odaların gerisinden sana seslenenlerin birçoğu akletmezler. 49/Hucurât 4 ► Bilin ki Allah, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verir. Akletmeniz için ayetleri size açıkladık. 57/Hadîd 17 ► Korunaklı şehirler ve duvar gerisi siperler olmaksızın, sizinle topluca göğüs göğüse savaşmazlar. Kendi aralarındaki savaşları çetindir. Sen, onları birlik beraberlik içinde sanırsın. Oysa kalpleri paramparçadır. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmasındandır. 59/Haşr 14 ► Dediler ki “Şayet işitiyor ya da aklediyor olsaydık, alevleri dehşet saçan ateşin ehlinden olmazdık.” 67/Mülk 10
Örtünme ile ilgili ayetlerAllah kapanmayı hangi ayette emretmiştir?ahzab suresi / 59. ayet der ki; ey peygamber! hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. bu onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. şüphesiz allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet hangi ayette örtünme?Örtünme konusu Kur'an'da, Ahzab Suresi'nin 59'uncu Ayeti ve Nur Suresi'nin 31 ve 60'ıncı ayetlerinde geçmektedir. Kur'an'da geçen "Hımar' kelimesi 'Baş örtmek' anlamına değil, sadece 'örtmek' anlamına kapanmak şart mi?Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, bir kadının başını örtmesinin "Müslümanlığa giriş beyannamesi ve ya Müslüman olmanın yegane ve ön şartı' olmadığını belirtti. Bardakoğlu, "Biz şunu söylüyoruz, açık; başörtüsü, Müslüman yetişkin kadıların başını örtmesi dini bir vecibedir. …Kuranda kadın nasıl Örtünmeli?KUR'AN'A GÖRE KADININ ÖRTÜNMESİ NASIL OLMALI? Aynı âyette ve devamında kadınların da namus ve iffetlerini korumaları, harama bakmaktan gözlerini sakındırmaları istenir ve ilâve olarak, "Görünen kısımlar müstesna olmak üzere ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine kapanmayı emreder mi?Gerçek olan şu ki, ayette başlarınızı örtüp kapatın diye bir emir yoktur. Beyaz'ın tespitleri şu şekilde devam ediyor Nur 31'in dediği, ''Başörtülerini göğüslerinin üzerine salsınlar'' değil, ''örtülerini veya başörtülerini gerdanlık zinetlerinin üzerine örtsünler'' dinin emri mi?Kadınların başörtülerini; saçlarını, başlarını boyun ve gerdanlarını iyice örtecek şekilde yakaların üzerine salmaları, dinimizin Kitap, Sünnet ve İslâm alimlerinin ittifakı ile sabit olan kesin emridir. Müslümanların bu emirlere uymaları dini vecibedir.”Himar ne demek Arapça?el-hamr'ın kök anlamı bir şeyi örtmektir. Kendisiyle örtünülen şeye de hımâr denmiştir. Ancak hımâr Arap örfünde kadının başını örttüğü örtüye isim olmuştur. … Kadının başını örttüğü şeye hımâr denmiştir.
İnsanlığa yol gösterici olarak indirilen Kur'an'da hem dünya hem ahirette rahat etmesi için insanlara çeşitli yollar gösterilir. Ayetlerin dikkat çektiği konulardan biri de bitkilerdir. Peki Yüce Allah bitkiler hakkında neler söylüyor? Kur'an'da geçen bitkiler neler? İşte yüce kitabımızda geçen bitkilerle ilgili mucizevi ayetleri sizler için derledik. Giriş Tarihi 1029 Güncelleme Tarihi 1445 1 15 Gökten su indiren O'dur. Ondan hem kendiniz için içecek su hem de hayvanlarınıza yedireceğiniz bitkiler verir. Nahl Suresi, 10. Ayet 2 15 Allah o su ile size ekin, zeytin, hurma, üzüm ve daha türlü türlü ürünler de bitirir. İşte bunda düşünen bir topluluk için büyük ibret vardır. Nahl Suresi, 11. Ayet 3 15 Allah gökten su indirip onunla ölmüş toprağa hayat vermektedir. Kuşkusuz bunda dinlemesini bilen bir topluluk için açık delil bulunmaktadır. Nahl Suresi, 65. Ayet 4 15 Hurma ağaçlarının ve üzüm asmalarının ürünlerinden hem içki hem de güzel besinler elde edersiniz. Bunda da aklını kullanan bir topluluk için açık delil vardır. Nahl Suresi, 67. Ayet 5 15 Görmüyor musun ki, Allah gökten su indiriyor da yeryüzü yemyeşil oluveriyor! Kuşkusuz Allah latîftir, her şeyden haberdardır. Hac Suresi, 66. Ayet
de ki ile başlayan ayetler