Bilişsel davranışçı terapi özellikle kaygı bozuklukları, depresif bozukluklar, panik bozukluklar, fobik bozukluklar üzerinde oldukça etkili ve işlevsel terapi yöntemlerinden biridir. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Panik Atakta Online Terapi. Panik atak tedavisi yöntemleri arasında farklı psikolojik tedavi teknikleri yer alır. Bu tedavi teknikleri; Online terapi desteği, Psikoterapi, İlaç kullanımı, Online bilişsel davranışçı terapi şeklinde sayılabilir. Kişi hangi tedavi seçeneği tercih ederse etsin online terapi desteği ya da online
Psikoterapileriçinde en etkin yöntemlerden birisi Bilişsel Davranışçı Terapidir. Bilişsel Davranışçı Terapi de öncelikle panik ataktaki bedensel duyumların bir anatomisi çıkarılır. Bunun yanlış yorumlamalarla; kaçma, kaçınma ve güvenlik arama davranışları ile bağlantısı kurulur.
Bilişsel Davranışçı Terapi Panik Bozukluk tedavisinde kullanılan etkili bir tedavi yöntemi olarak bildirilmekle birlikte, genellikle bireysel olarak uygulanmıştır(Sokol ve ark. 1989, Beck ve ark. 1992). Son dönemde Bilişsel Davranışçı Terapi tekniği Panik bozukluk üzerinde oldukça sık kullanılmıştır.
BilişselDavranış Terapi’nin Etkili Olduğu Hastalıklar Nelerdir? Kaygı bozuklukları, fobiler, obsesis komfülsif bozukluk, depresyon, bipolar bozukluk, madde bağımlılıkları, yeme bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, panik atak ve daha birçok psikolojik rahatsızlıklar için olumlu yönde etkileri vardır.
BilişselDavranışçı Terapi (BDT) BDT, düşüncelerinizin, duygularınızın, fiziksel duyumlarınızın ve eylemlerinizin birbirine bağlı olduğu ve olumsuz düşünce ve duyguların sizi bir kısır döngüye hapsedebileceği kavramına dayanır.
n1uV. Herkes hayatının belli bir anında panik atak yaşayabilir. Fakat bu durum panik bozukluğa döndüğünde tedavi gerektirir. Tedavi ilaçlı veya ilaçsız bir şekilde olabilir. En etkili yöntem ise psikoterapi yöntemlerinden birinin ilaç tedavisi ile kullanılmasıdır. İlaç etken maddesi olarak benzodiazepin türevleri kullanılırken psikoterapi yöntemlerinden ise bilişsel davranışçı terapi BDT genellikle kullanılır. FARMOKOTERAPİ Ayrıca farmokoterapi yöntemleri olarak içerisinde Serotonin Geri Alım İnhibitörleri SSRI ve Seçici Geri Nöroepinefrin Alım İnhibitörleri SNGİ yer alan antidepresanlar kullanılır. Herhangi bir ilaca başlamadan önce hasta tıp doktoruna başvurarak kapsamlı bir muayeneden geçirilir. İlaç yönlendirmesi ve kontrolü yine tıp doktoru tarafından yapılır. Çünkü herhangi bir yanlış teşhis, müdahale ciddi sorun yaratabilir. Eğer panik atak şikayetiniz doğrultusunda ilaç kullanmak istiyorsanız mutlaka doktora başvurmanız gerekir. BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI PSİKOTERAPİ BDT ile kullanılan birkaç farklı yöntem vardır. Bunlar ilk olarak panik bozukluğun yarattığı fiziksel semptomları azaltmaya yöneliktir. Nefes eğitimleriyle anormal solunum alma durumunun yavaş ve dengeli bir şekilde gerçekleşmesi sağlanır. Gevşeme tekniği ile öncelikle farkındalık sağlanır. Daha sonra kas kontrolü sağlanarak bedendeki gerginlik azaltılır. Böylece kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı gibi belirtiler kontrol altına alınır. Fizyolojik belirtilerin önüne geçilmesinin ardından bilişsel süreçlere odaklanılır. Kişiden panik atak yaşamasına sebep olan bir olayı hayal etmesi ve abartması istenir. Bir çeşit maruz bırakma yöntemi olan bu teknikle kişinin semptomlarıyla güvenli bir ortamda yüzleşmesi sağlanır. Bu sayede bilişsel çarpıtmalar net bir şekilde ortaya konulur ve değiştirilir. Kaçınma davranışına önlem almak amacıyla kişinin rahatsızlığına sebep olacak benzer bir ortam tasarlanır. Ortam kaynaklı meydana gelen semptomlara sebep olan yanlış değerlendirmeler gözlenir ve bilişsel yeniden yapılandırma yöntemi kullanılır. ŞEMA TERAPİ Hem dinamik hem de bilişsel davranışçı ekolden yararlanan bir tedavi yöntemi olarak görebileceğimiz Şema Terapi de kullanılan yöntemler arasında yerini alır. Bu terapi ekolü erken dönem yaşanmışlıklarının ve ebeveyn ilişkilerinin kişide birtakım şemalar oluşturduğunu varsayar. Ekolün erken dönem yaşanmışlıklarına bakması, dinamik ekolden de yararlanıldığını düşündürebilir. Bu yaşanmışlıkları kişide kendisini etkileyen ve hayatı boyunca devam ettireceği bilişsel örüntüler oluşturur. Bunlara şema denir. Kişinin çocukluk döneminde bakım verenle olumsuz ilişkileri ve deneyimleri olumsuz ve uyumsuz şemaların oluşmasına sebep olabilir. Uyumsuz şemalar kişinin hayatını zorlaştırır hatta bazı patolojilerin oluşmasına sebebiyet verir. Şema terapide panik atağa nelerin sebep olduğuna odaklanılır. Panik atağı hangi uyumsuz şemanın tetiklediği belirtilir. Bu uyumsuz şemanın erken dönemde hangi olayla bağlantılı olduğu terapide canlandırılır. Ortaya çıkan uyumsuz şemalar işlevsel bir hale getirilerek tekrar dönüştürülür. PSİKODİNAMİK PSİKOTERAPİ Panik atak tedavisinde kullanılan bir diğer etkisi kanıtlanmış psikoterapi yöntemi psikodinamik tedavidir. Bu terapi yönteminde de ilk amaç kişinin kaygısını ortadan kaldırmak veya optimal seviyede olmasını sağlamaktır. Danışan aktarım yolu ile panik atak geçirmesine sebep olan duygularını, deneyimlerini, düşüncelerini terapiye taşır. Genellikle bu nedenler öfke, ayrılma, cinsellik konuları ile ilgili olabilir. Terapist danışanın duygularını yeniden ifade edebileceği bir ortam sağlayarak aktarımı olumlu bir aktarıma çevirir. Danışan kendi iç çatışmalarını terapiste yansıtır. Terapist ise çatışmaları sunar ve danışanda rahatlama sağlar. HİPNOTERAPİ Hipnoterapi yöntemi de tıpkı diğer yöntemler gibi hastanın ataklarına sebep olan durumları değiştirerek ataklara son vermeyi amaçlar. Fakat sebep olan durumları ortadan kaldırmaya, bastırmaya veya unutturmaya çalışmaz aksine ortaya çıkarmaya çalışır. Hipnoterapide başarıya ulaşılmasının bir diğer sebebi de hastaya atak sırasında müdahalede bulunabilme imkanı vermesidir. Kişi trans halinde atak geçirirken terapist tarafından sunulan telkinlerle korkusunu, endişesini azaltabilir. Sorunun bilinçaltında yatan kaynağına inerek çözüme yaklaşılır. Hastanın telkine olan yatkınlığı ve terapistine olan güveni hipnoterapi sürecini ve süresini etkileyen faktörler arasındadır. Psikolog Yaren Meral MORAL KAYNAKÇA Başaran, S. Sütcü, S. 2016. Panik Bozukluğun Tedavisinde Bilişsel Davranışçı Grup Terapisinin Etkililiği Sistematik Bir Gözden Geçirme. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 81, 79-94. Demir, E. Soygüt, G. 2014. Şema Terapisi ile İzlenen Bir Olgu Bağlamında Panik Bozukluğu ile Şemalar Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi. E. Y. Demir ve ark./Bilişsel Davranışçı Psikoterapi ve Araştırmalar Dergisi, 3, 109-115. Erkoç, S. 1985. Panik Bozukluğun Farmokolojik Tedavisi. Dr. Erdoğan Özmen X. population, 142, 664-665.
Merkezimizde Uzman Klinik Psikologlar eşliğinde Panik Atak terapileri uygulanmaktadır. Tel 0216 706 0066 Ani başlayan, on dakikada en yüksek düzeye çıkan, yoğun korku ya da rahatsızlık duyma halidir. Birçok ruhsal ve bedensel şikayetlere sebep olmaktadır. Bu nedenle kendisinde panik atak belirtileri olduğunu düşünen bir bireyin yanlış tedavi alma riskinin oluşmaması kalp krizi geçireceklerini, felç olabileceklerini, kontrolü kaybedeceklerini… için öncelikle bir doktor tarafından değerlendirilerek rahatsızlığının panik bozukluk olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Panik Atak Belirtileri ü Çarpıntı, kalp atımlarının duyumsanması, ü Terleme, ü Titreme ya da sarsılma, ü Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma, ü Soluğun kesilmesi, ü Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi, ü Bulantı ya da karın ağrısı, ü Baş dönmesi, sersemlik, düşecek ya da bayılacak gibi olma, ü Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme, ü Kontrolünü kaybetme korkusu, ü Ölüm korkusu, ü Uyuşma ya da karıncalanma, ü Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları, Panik Ataklar Nasıl Oluşur? Korku bize tehlikeli durumlarda katkı sağlayan yaşamımızı devam ettirebilmemiz için gerekli bir duygudur. Örneğin karşımıza bir hayvan çıktığında köpek, korkarız. Vücudumuzda sempatik sistem adı verilen tehlikeli olaylarda sinyal veren ve sorunla savaşmak ya da bu durumdan kaçmak için sistem devreye girer. Sonra; ü Hızlı nefes alıp vermeye başlarız Bu da nefesimiz daralıyor ya da boğuluyormuş, soluğumuz kesiliyormuş gibi hissetmemize, göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissine neden olabilir. ü Kalp atışlarımız hızlanır Çarpıntı hissedebiliriz ya da kalp atımlarımızı duyumsayabiliriz. ü Kan basıncımız artar ve kalbimiz özellikle kaslarımıza bol miktarda kan pompalar Terleme, titreme ya da sarsılma, ateş basması hissederiz. ü Derimize daha az kan pompalanır Uyuşma ya da karıncalanma hissetmemize yol açabilir. ü Sindirim sistemimize daha az kan pompalanır Bulantı ya da karın ağrısı hissedebiliriz. ü Kanımızdaki oksijen artar karbondioksit azalır ve beyin kan sirkülasyonu değişir. Bu durum kendimizi , tuhaf ve farklı hissetmemize, kontrolümüzü kaybedebileceğimiz korkusunun oluşmasına neden olabilir. Bireyin yaşamış olduğu panik atakların hoş olmayan bedensel duyumlara neden olması ve yanlış yorumlanması sonucunda, tekrar yaşanmasına yönelik korku hali yaşar ve kişi tetikte olma haline bürünür beklenti anksiyetesi. Bedensel duyumlarına daha da dikkat etmeye, onları izlemeye başlar. Benzer duyumları hissetmeye başladığında kendisini rahatlatmak için çeşitli yollar geliştirmeye çalışır. Örneğin hastaneye gidebilir, ilaç kullanabilir… Bu tür davranışlar kişi de kaçma davranışını tetikler. Panik atağın panik bozukluğa dönmesine sebebiyet verir. Panik bozukluğu olan kişilerin strese karşı aşırı duyarlı olduğu gözlenmektedir. Panik Bozukluğun tedavisi Panik bozukluğu olan bireyler panik atakların olası sonuçlarından kurtulmak için bazen birtakım tedbir davranışlarını başvurular. Madde Alkol kullanmak, sakinleştirici ilaçlar almak, toplu taşıma araçlarına binmemek, kapalı veya kalabalık alanları kullanmamak bunlara örnek olarak verilebilir. Panik atağı sırasında kişi çok yoğun bir endişe içine kapılarak acil ünitelerine başvurabilir. Bu davranışlar zaman içerisinde alışkanlık haline gelerek kişinin hayatını kısıtlamaya başlar. Panik bozukluğu olan bireylerin olabildiğince kısa sürede terapi süreci içerisine girmesi gerekir. Panik bozukluk kendiliğinden düzelebilen zaman içinde kaybolan bir problem değildir. Panik bozukluğunun terapisinde Bilişsel davranışçı terapi ,şema terapi, hipnoterapi ,EFT gibi yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemler etkisi kanıtlanmış en önemli terapi şekillerinden birisidir. Kişinin bedensel belirtilerini olumsuz değerlendirmesinin engellenmesi, yaşadığı kaygıyı anlamlandırması, kaçınma davranışlarının bırakılması bilişsel davranışçı terapinin en önemli basamağıdır.
Panik atak nedir? Herkes kaygılı, endişeli, gergin, korkmuş, sinirli veya paniklemiş hissetmenin neye benzediğini deneyimlerinden bilir. Panik atak kısaca tanımlanırsa; birden ortaya çıkan, şimşek çakması gibi beklenmedik bir şekilde ve zamanda sizi dehşete düşüren ataklardır. Yapılan araştırmalara göre her 100 insandan ortalama 22’si hayatlarında en az bir kez panik atak yaşamaktadır. Psikiyatrik bir rahatsızlık olarak tanımlanması için bu atakların tekrar etmesi gerekmektedir. Bu ataklar sırasında başınız döner, kalbiniz hızla çarpar ve parmaklarınız uyuşur. Panik durumunda kendinize ölmek, boğulmak, bayılmak, kontrolü kaybetmek ya da çıldırmak üzere olduğunuz olduğunuz gibi şeyler söylersiniz. Belirtileri nelerdir? Göğüs ağrısı veya da sıkışması, Kalp çarpıntısı, Terleme hissi, Boğulma hissi, nefesin kesilmesi, Halsizlik, baş dönmesi, düşecek gibi ya da bayılacak gibi hissetme, Baş dönmesi, sersemlik, düşecek ya da bayılacak gibi olma, Vücutta uyuşma ya da karıncalanma hissi, Ürperme ya da ateş basması, Mide bulantısı ve karın ağrısı, Sarsılma ve titreme, Tuhaf ve farklı hissetme, Kontrol kaybı ya da çıldırma korkusu, Ölüm korkusu. Yukarıdaki belirtilerden 4 ve daha fazlası bulunuyorsa bir panik atak teşhisi konulabilir. 4’ten az belirti görülüyorsa “Kısıtlı Panik Atak” olarak tanımlanır. Panik atak aslında kas yapmış kaygı atağıdır. Kişilerin geneli varolan kaygılarda bedensel belirtilerin farkına varmazlar. Baykız vd 2005. Nasıl teşhis edilir? Birçok ruhsal ve bedensel rahatsızlıkta panik atakta olduğu gibi şikayetler yaşarlar. Bu sebeple bu belirtileri yaşayan bireyler önemli bir hastalığın olmadığından emin olunması sebebiyle bir branş doktoruna uzman bir dahiliye doktoru, kardiyoloji uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı veya nöroloji uzmanına gitmelidir. Bir dahili hastalık yoksa muhakkak psikiyatri doktoruna gitmelidir. Panik atak aslında sadece bir belirtidir. Panik atakla; Panik Bozukluk, Depresyon, Yaygın Anksiyete Bozukluğu, Sosyal Anksiyete Bozukluğu gibi hastalıklarda beraberinde görülebilir. Tanı konulmuş panik atak tehlikeli değildir fakat korkutucu olabilir. İnsanlar neden Atak geçirirler? Stresli yaşam olayları anksiyete atağını tetikler. Hastalar genel olarak kısa bir süre önce olumsuz bir olay örneğin bir yakının kaybı, ailevi çatışmalar, çevre ya da iş değişikliği yaşamıştır. Hatta kendi duygularını bastırmış güçlü görünen bireylerde ataklar genellikle olaylar normale döndüğü ve rahatlamaya başladıkları bir anda olabilir. Bazı hastalarda da bedensel bir hastalık anında Epilepsi, kalp krizi, pulmoner emboli veya hipertiroidi vb. gibi hastalık yaşanan bedensel belirtiler anlamında dikkat artması söz konusudur. Korkunun neden olduğu aniden duyulan bir ses, kuduz köpek, doğa olayları gibi korkuya sebebiyet verebilecek uyaranların sonunda beynimizdeki otonom sinir sistemi aktifleşip kortizel ve adrenalin salgısını tetikler. İşte bu hormonlar saniyeler içerisinde kalp ve solunum hızını, kan basıncını arttırır ve de korkuya sebep olan uyaranlardan kaçmak, uyarana karşı savaşmak için vücudumuzu aktif hale getirir. Aksiyon için düşünmeye zaman yoktur, hayatta kalmak için saniyeler bile çok önemlidir. Kaçmalısın ya da savaşmalısın tepkisi tetiklenince beynimiz olayı hemen değerlendirir, uyaranın gerçek tehdit olduğundan emin olur, gerçekse devam etme isteğini analiz eder. Eğer tehdit gerçek değilse ya da artık sürmüyorsa hormonal aktivasyon yani beyin bu işlemi sonlandırır. Panik bozuklukta tehlikenin gerçekçi analiz yeteneği bozulmuştur. Bireyin panik atak esnasında kriz, çıldırma, bayılma gibi sonuçların olacağından emindir. Yaşadığı panik ataktan sonra ölmediğini anlayınca da o korkunç hissi tekrar yaşama korkusu ile her an yaşayacak gibi tetikte bekler. Beklenti anksiyetesi beyin için tehlikenin çok yakında algısına denir. O nedenle de kaç ya da savaş reaksiyonunu sık kullanılanlar arasında kalır. İşte bu sebeple panik atak için her insanda var olan uyaran sisteminin doğru çalışmaması ve uyaran eşiğinin düşük olması denilir. Kaç ya da savaş reaksiyonunda olduğu gibi panik atakta da şiddetli korku ve ölüm tehdidi hissedilir. Atak sırasında bu reaksiyonunda olduğu gibi vücudumuz aktif hale gelir. Fakat bu sırada bu korkuya sebep olabilecek göz ile görülen bir tehdit yoksa, beyin kaçmayı emretse de modern dünyanın kaçması ve ya da savaşması için vücuda koşma emrini vermez. Fakat panik atak geçiren bireyin vücudu tam olarak koşar gibi belirtiler verir. Nasıl tedavi edilir? PSK Klinik olarak bireysel değerlendirme neticesinde kliniğimizde alanında uzman ekip tarafından uygulanan Bilişsel Davranışçı Terapi, EMDR, Hipnoterapi, Nefes Terapisi gibi çeşitli terapi yöntemleri arasından danışanımıza en uygun yöntem belirlenerek uygulanır. EMDR ile panik atakların kökenini oluşturan geçmiş olumsuz anılar ve panik atak zamanlarından ortaya çıkan olumsuz görüntüler; anı ağları yoluyla hatırlanarak beynin çift yönlü uyarımı ile yeniden işlenir. Bu işleme sırasında olumsuz yaşantıların kişide oluşturduğu panik duygusu da süreç içerisinde azaltarak panik atak nöbetlerinin ortadan kalkmasında yarar sağlar. Psikoterapi süreçleri ile desteklenerek yürütülen EMDR terapisinde çok kısa zamanda kesin çözümler alınabilmektedir. Hipnoterapi, yapılan araştırmalara göre stres, korku ve endişeyi azaltmada yardımcı olduğunu gösteriyor. Panik atak belirtilerini düzeltmeye yardımcı olmak için de son zamanlarda hipnoz yaygın olarak kullanılan bir terapi yöntemidir. Hipnoz altındayken hipnoterapinin sağladığı pek çok yöntemle panik atağı olan kişiler yaşadıkları büyük korkuların nedenlerini anlama ve onlarla başa çıkma becerilerini geliştirme imkanını elde ederler. Bilişsel davranışçı terapinin, panik bozukluğu tedavisinde etkisi kapsamlıdır. Bu etkililik bir çok araştırmada desteklenmiştir. Psikoterapide dikkat odağı bedenden çevreye yönlendirilmesi, zihinsel düzeyde doğru olmayan tehlike inançları üzerinde çalışılarak yeniden yapılandırma sağlanır. Kişinin kendisini kısıtlayan kaçınma ve güvenlik davranışlarını değiştirmesine destek olunur. Nefes Terapisi, panik atak tedavisinde çok önemlidir. Çünkü hızlı ve yüzeysel solunum panik atağın başlamasına sebep olabildiği gibi, panik atağın durdurulmasını sağlar. Yapılan araştırmalarda panik bozukluğu problemi yaşayan bireylerin diğer bireylere göre daha hızlı solunum yaptıkları ve göğüs solunumlarının daha yüzeysel olduğu görülmüştür. Panik atak tedavisinde karın solunumu en etkili yöntemlerdendir. Yararlanılan Kaynaklar Çınar C, Baykız Doğan İ Gülsün M 2005. Organik Etyolojiye Bağlı Panik Bozukluğu Olgu Sunumu, Düşünen Adam Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi; 183157-163 Dr. David D. Burns – Bilişsel ve Davranışçı Terapiler Serisi 14. Panik Atakta Kitabı 19-20-132
Bilişsel Davranışçı Terapi BDT tanımı ilk olarak 1970’li yıllarda ortaya atılmıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi uygulamalarına yönelik takip süreçlerinde bu yöntemin diğer yöntemlere göre daha faydalı olduğu ifade edilmiştir. Kuramsal yaklaşıma yönelik çalışmalar devam etmiştir. Bilişsel Davranışçı Terapi düşüncelerimizin, ne hissettiğimizi ve nasıl davrandığımızı ne şekilde etkilediğini vurgulayan yapılandırılmış bir terapi modelidir. Sınav kaygısı gibi durumlarda da oldukça fazla kullanılırız. Bilişsel Davranışçı Terapi; başta anksiyete bozuklukları olmak üzere, duygudurum bozukluları, yıkıcı davranış bozuklukları, dikkat eksikliği, tik bozukluğu, sosyal beceri eksikliği gibi durumların tedavisinde etkilidir. İçindekiler 1. BDT’nin Ortaya Çıkışı 2. Temel Varsayımları Nelerdir 3. Bilişsel Davranışçı Terapide Hedef Belirleme 4. Bilişsel Hatalar Nelerdir 5. BDT’de İlk Seans Örneği 6. Bilişsel Davranışçı Terapide Uygulama 7. Bilişsel Davranışçı Terapi Kaç Oturum Sürer BDT’nin Ortaya ÇıkışıBilişsel Davranışçı Terapi danışanı rahatsız eden ve gündelik yaşantısını etkileyen temel tanımlar üzerinde durur. Aslında bu tanımlara kritik düşünceler de deriz. Yaşamımızı etkileyen “Hata yapmamalıyım, hep başarılı olmalıyım, herkes beni sevmeli, herkes benden nefret ediyor” gibi kalıplaşmış düşüncelerin nasıl oluştuğunu ortaya çıkarmaya Tedavisi Nasıldır?Bilişsel Davranışçı Terapi; Panik Atak’ın anahtar kelimesinin felaketleştirme olduğunu ifade etmektedir. Bu felaketleştirme cümleleri; kalp krizi geçiriyorum, öleceğim, nefes alamıyorum gibi otomatik düşüncelerdir. Burada ortaya çıkan bu düşüncelerle çalışmak Panik Atak belirtilerinin sonlanmasına yardımcı çalışmalara göre tedaviden sonra Panik Atak’ı tetikleyen düşüncelerin çok daha az ortaya çıkmaktadır. Bilişsel Davranışçı Terapi’nin Panik Atak belirtilerini %75-90 arasında ortadan kaldırdığı ifade şekilde Obsesif Kompulsif Bozuklukların da altında otomatik düşünceler yer alamktadır. Bilişsel Davranışçı Terapi Obsesif Kompulsif Bozukluk’un tedavisinde yüksek bir oradan etkilidir. Bu noktada ortaya çıkan “ düşünmekle harekete geçmek aynıdır, bir şeyi düşünüyorsam mutlaka onu istiyorumdur, her düşüncemi kontrol etmeliyim” gibi temel otomatik düşünceler kişinin yaşamını oldukça zorlaştırmaktadır. Bilişsel Davranışçı Terapi yöntemi danışana; rahatsız olduğu durumun tanımını yapmakta, danışanın neyle mücadele ettiğini anlatmakta ve çözüm süreciyle ilgili danışana oturumlarda eşlik etmektedir. Aynı şekilde danışana verilen ödevlerle de süreçle ilgili somut adımlar atılmasına yardımcı Atak geçiren bir kişi bugüne kadar defalarca panik atak geçirmesine ve öleceğine düşünmesine rağmen hala sonraki atakta yine aynı korkuları yaşamaktadır? Bu noktada öğrenme yöntemleri devreye girmektedir. Defalarca tekrarlanan davranışlar sonucunda aslında kişinin panik ataktan korkmaması gerekmektedir. Bu noktada Bilişsel Davranışçı Terapi bu korkuları durum Anksiyete Bozuklukları için de geçerlidir. Anksiyete durumu ortaya çıktığında danışan ya ortama hiçbir şekilde girmez sınıfta sunum yapmaz, kalabalıkta konuşmaz, sadece sorulan sorulara cevap verir ya da ortamda bulunma süresinin azaltır az görev alır, kısa cevaplar verir, bir bahane bularak ortamı terk eder. Bu noktada Bilişsel Davranışçı Terapi danışandan anksiyete belirtileri azalana kadar ortamda bulunmasını ister. Anksiyete belirtileri azalmadan ortamı terk etmek ne danışana ne de terapi sürecine faydalı olmayacaktır. bilişsel davranışçı terapiTemel Varsayımları Nelerdir?Bilişsel Davranışçı Terapi; altta yatan otomatik düşünceyi ortaya çıkarır. Otomatik düşünceler kişinin zihninde birden ortaya çıkan düşüncelerdir. Sınava giren bir öğrencinin sınava başladığı anda “Soruları yapamayacağım, anlayamayacağım” demesi otomatik bir inançlar ise eğer, meli/malı gibi cümlelerin sık sık kullanıldığı ifadelerdir. Eğer bir hata yaparsam bu sonum olur, iyi çocuklar asla öfkelenmemeli, mutlaka sevilmeye layık biri olmalıyım, eğer sessiz olursam herkes beni sever, eğer herkese yardım edersem herkes bana saygı duyar gibi cümlelerdir Bilişsel Davranışçı Terapi temelde bu düşüncenin değiştirilmesine yardımcı aşamada ise ortaya çıkan bu düşüncelerin yerine daha rasyonel bir düşünce sisteminin ortaya çıkmasına yardım eder. Her zaman başarılı olmalıyım demek yerine “Bazen hata yapmaya benim de hakkım var, bazen hata yapabilirim, her şeyi mükemmel yapamam” düşüncesinin oluşmasına yardımcı Davranışçı Terapide Hedef BelirlemeBDT sürecinde hedefleri terapist yardımıyla danışan kendi belirler. Bu noktada terapist danışana bir rehber olur. Hedeflerin somut hale gelmesine yardım belirtiler ortaya çıktığında yaşamında neler oluyor? Neleri etkiliyor? Yaşamında bu tür durum olmasa neler değişirdi? Neleri farklı yapardın? Bu farklılıklar yaşamını nasıl etkiler? Şimdiden farklı neyi yapıyor olurdun gibi sorular danışanın hedef oluşturması Davranışçı Terapi yaklaşımlı modelde kişiyi harekete geçiren temel düşünce biçimleri ortaya çıkar. Danışanla iş birliği süreçte çok bir sistemi sistemini ortaya çıkarmak amacıyla en temelde sorular sorulur. Böylece danışanın temel düşüncesi ortaya esnasında bilişsel çarpıtmalara yönelik çalışma modeli takip – düşünce ve davranış arasındaki ilişki danışana kapalı uçlu bazen ise açık uçlu sorular danışanın kendisini tanımlamasına daha fazla yardımcı davranışçı terapiBilişsel Hatalar Nelerdir?BDT temelde var olan düşüncelerle çalışır. Bu tür düşünceler yaşantıları şekillendirir. Bu tür bilişsel hatalar aslında her insanda vardır. Önemli olan var olması değil kişinin hayatını ne kadar etkilediğidir. Eğer ki bu düşünce biçimi kişinin yaşamında sık sık karşısına çıkıyorsa ona dikkat etmeliyiz. Bu tür durumlarda katı düşüncelerin değişmesi gerekir. Gelin BDT kuramına göre bu yaklaşımları ele ÇıkarsamaSonucu atlamak olarak da bilinir. Kişinin yaşamında destekleyici kanıtlar olmasına rağmen tersine kanıtlar görme eğilimidir. Yaptığı işle ilgili bilgi verilen bir çalışanın kendisine “Kötü olduğum için bunları söyledi” demesidir. Böylece kendi düşüncesini haklı çıkartır. Çünkü Verilen desteği yanlış değerlendirmek de keyfi çıkarsama içine girer. Arkadaşları tarafından destek gören birinin “Bana acıyorlar” SoyutlamaKişi olayları bağlamından koparır. Yaşadığı olayın belirgin kısımlarını atlar. Bu tür durumu yaşamının her alanına aktarır. Sınıfta güzel bir sunum yapan birini düşünelim. Sunumda sürekli olarak aklında “eleştiren” arkadaşı aklına gelsin. Sunumdan sonra o arkadaşını düşünerek “kötü sunum yaptım” diyecektir. Bu tür durumlarda kişi olumsuz yaşantıyı GenellemeKişinin elinde sadece sınırlı sayıda veri vardır. Bu yaşantıları biriktiren kişi durumları hayatına genellemeye başlar. Beni kimse sevmez, benimle kimse ilgilenmez. Diyelim ki partneri tarafından aldatılan bir erkek var. Aldatıldıktan sonra “bütün kadınlar güvenilmez” “bütün erkekler güvenilmez” diyebilir. Bu tür durumlar aşırı Hep Ya Hiçkişiler bazen yaşantılarını siyah ve beyaz olarak algılar. Bu tür durumlarda yaşantılar en uçlarda değerlendirilir. Bu kişiler ya mükemmeldir ya başarısız. Ya her şey yolundadır ya da her şey çok kötü. Biri eleştiriyorsa kesin sevmiyordur. Böylece hayatta kendisine karşı hep uç noktaları tespit eder. Bir şey ya tam olur ya da hiç iyi hissetmeyen kişiler genelde kendilerine döner. Bu tür durumlarda ise ruhsal acıları daha fazla ön plana çıkar. Böylece kendilerine aşırı odaklanırlar. Olumsuz bir durum ortaya çıktığı anda kendilerini suçlar. Çünkü kendilerine yönelik olumsuz düşünceler üretmeleri daha kolaydır. Kişi kendisiyle çok az ilgisi olan konuyu tamamen üstüne çeker. Bana kesin bunu söylemek istedi. Ben varım diye toplantıya gelmedi. Ben nefes alsam gülüyorlar! Bana kızdığı için konuşmuyor gibi tüm olayları kendilerine çevirir. BDT kişiselleştirme çarpıtmasını özellikle sonuçları aklına getirmez. Onun için önemli olan en kötüyü düşünmektir. Çünkü yaşanan her şey olumsuz sonuçlanacaktır. Kimse beni takdir etmeyecek! Hiçbir zaman işe yaramayacağım Malı CümleleriMeli malı düşünce biçimine sahip kişiler kendilerine yönelik katı kurallar koyar. Başarılı olmalıyım. Takdir edilmeliyim. Hata yapmamalıyım. Herkesi memnun etmeliyim. Her zaman başkalarının iyiliğine uğraşmalıyım. Asla sinirlenmemliyim. Çünkü kendileri her şeyin en iyisini yapmak zorundadır. Bu yüzden BDT zorunluluk cümlelerine dikkat OkumaBu tür durumlarda kişi karşı tarafın aklından geçenleri bildiğine inanır. Anlatmana gerek yok, ben seni anladım! Neyi anladın? Neyi söylemek istedi? Duymadığın bir şey senin için nasıl inandırıcı olur? Selam verdiğiniz biri sizi fark etmemiş olabilir. Bunun anlamı nedir? Beni sevmiyor artık, benden hoşlanmıyor! Belki de görmedi, dalgın. Uykusunu alamadı. Bir şey düşünüyor olamaz mı?Bilişsel Davranışçı Terapide İlk SeansBDT de ilk seansın yapılandırılması sonraki seanslar için önemli bir konudur. Gündem oluşturma, ölçekleri konuşma, problemi gözden geçirme, sorunların tanımlanması ve terapiden beklentiler, danışanın bilişse modelle eğitilmesi, danışanın bilgilendirilmesi, ev ödevi, özetleme ve geribildirim. Bilişsel Davranışçı Terapi seansları genelde 8-12 oturum arasında devam eder. Ancak oturum sayıları danışanın ihtiyacına göre değişir. Bazen daha uzun süre görüşmek de İlk Seans Örneği-Hoşgeldiniz, bugün buraya nasıl geldiniz?+Hoş bulduk. Aracımla geldim. Trafik pek ki buraya gelirken kaldırımda var olan kişi size kötü bir şey söylemiş olsun. Ne hissederdiniz? Ne yapardınız?+Sinirlenirdim. Belki üstüne sinirlenmenize kişinin küfür etmesi neden oldu.+Evet, başka ne olacak ki?-Peki bu öyküyü biraz değiştirelim. Karşıdaki kişi yine kötü söz söylüyor ama siz duymuyorsunuz. Bu durumda ne hissedersiniz?+Bir şey hissetmem çünkü önce öfkelenmenize kötü söz söylemesi neden olmuştu. Yine kötü söz söyledi ancak kızmıyorsunuz.+Kızmam için duymam gerekmez mi sizce?-Öyleyse sadece kötü söz söylemesi değil duymanız da önemli. Diyelim ki kötü sözü bilmediğini bir dilde söyledi, örneğin İspanyolca. Ne hissedersiniz?Bilişsel Davranışçı Terapide Uygulama+Anlamadığım için bir şey söylemem ama şaşırırım. Merak zaman olayı tek başına duymak ve algılamak da yeterli değil. Ne olduğunu da anlamamız gerekir.+Peki bu olayı 10 farklı kişi yaşasa, hepsi aynı tepkiyi mi verir?-Çoğu öyle tepki verir ama korkan ya da kaçan da olabilir.+Kızanlar aynı şekilde mi kızarlar?-Sanmıyorum. Bazıları daha farklı kızar, bazıları daha şiddetli kızar.+O zaman herkes aynı olayı yaşasa dahi farklı tepkiler verir. Doğru mu anladım?-Evet.+Öyleyse herkes farklı tepkiler verebilir. Buna ne sebep olur sizce? Yaş, cinsiyet, eğitim seviyesi…-Bunlar da etkili olabilir ama temelde farklı şey yatar bence.+Evet, doğru. Bunlar tek başına belirleyici olmaz. Çünkü farklı tepkiler ortaya çıkar. Ancak duygu ortak gibi sanki. Peki kötü sözü duyunca aklınızdan neler geçer?-Buna hakkı yok, bunu yapamaz. Bu yaptığı kötü. Bana kötü söz söyleyemez derim.+Peki başka biri ne düşünür onu tahmin edebilir misiniz?-Mesela bir kadın korkabilir, zarar göreceğini düşünebilir. Ya da kendisini savunmak için o da karşı çıkabilir.+Olaya karşı yüklediğimiz yorum da etkili öyleyse. Olayları önce algılamak ve anlamlandırmak gerekir. Sonra ise yorum yaparak olaya karşı tepki gösteririz. Bilişsel terapi dediğimiz kavram da buna dayanır. Duygusal tepkileri algılama, anlama ve Davranışçı Terapi Kaç Oturum SürerBDT danışanın terapiye getirdiği öyküye göre devam eder. Bu yüzden danışanın hayat öyküsü ön plana alınır. Şöyle düşünelim. Siz 37 senelik hayatınız boyunca pek çok düşünceye maruz kaldınız. Bu düşünceler size her alanda eşlik etti. Belki de sizi etkileyen temel düşünce uzun süredir sizinle. Bu düşünceyi değiştirmek ve yerine başka düşünceler koymak danışanın yaşam öyküsüyle ilgilidir. Terapide danışanın hızına eşlik etmek bu yüzden önemlidir. Acele eden terapist bazen danışanın direnç uygulamasına neden olur. Bu yüzden BDT süreciyle ilgili net bir şey söylemek mümkün değil. Ancak diğer taraftan terapistin amacı 10-12 oturum arasında danışanın kendisini daha rahat hissetmesine yardım etmektir. Bu yüzden oturumlar bazen 8 oturum bazen ise 14-15 oturum devam ederSonuçBDT’de sonuç olarak kişinin olaylara karşı bakış açısı değerlendirilir. Bu değerlendirme içerisinde ise ABC tekniğini uygularız. A kişiyi rahatsız eden olaydır. C ise rahatsız eden duygular ve Türkçapar, H. 2017. Bilişsel Terapi HYB Basım Yayın, Ankara Cinsel Terapi yazımızı mutlaka okuyun!
Bu sitede yer alan eserler 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri kanunu 14, 15, 16, 17 ve internet ortamında yayın yapma ile ilgili diğer maddeler kapsamında korunmaktadır. İnternet ortamında umuma arz tarihi; 17-04-2018, Eser Sahibi; Prof. Dr. Atilla Soykan, Doç. Dr. Psk. Çiğdem Soykan, Dr. Psk. Filiz Özekin Üncüer. Eser sahibinin yazılı izni olmadan bir kısmı veya tamamı çoğaltılamaz, yayınlanamaz, eğitim ve benzeri amaçlarla ve diğer amaçlarla kullanılamaz. Mevzuat için linkini inceleyebilirsiniz. Prof. Dr. Atilla Soykan, Dr. Psk. Filiz Özekin Üncüer; M+ Psikoterapi 05067644000 Davranışçı Teori ve Terapiler Davranışçı teoriler, insanın, yeme, ilgi-sıcaklık, gibi iyi hissettiren’ ve duygusal-fiziksel acıdan kaçınmasını sağlayan, kötü hissetmesini engelleyen’ yanıtları tercih ettiğini, bunların ortaya çıkma olasılığını yükselten davranışları tekrarlama eğiliminde olduğunu ileri sürer. Kişi, bir uyaranla karşılaştığında, bir yanıt verir; hem uyaran, hem de yanıt istenen sonuç açısından değerlendirilir ve öğrenme kurallarıyla, bu yanıtın sürdürülüp-sürdürülmeyeceğine karar verilir. Yani, öğrenme, insanı harekete geçiren iç ve dış uyaran ile ortaya çıkan yanıt-davranış arasında bağ kurma işlemidir; amaç, uyaran karşısında istendik yönde sonuç oluşma olasılığı yüksek yanıtın ne olduğunu öngörülmesidir. Ortodoks davranış terapi ekolleri düşünceyi de bir davranış olarak kabul eder. Klasik şartlanma; Normal şartlarda doğal olarak ortaya çıkan bir tepkinin, bu tepkiyle pek de ilişkisi olmayan, başka bir uyaranla da ortaya çıkmasına yol açan öğrenme şeklidir. Örneğin; Et köpekte salya salgısına neden olurken, et vermeden kısa bir süre önce zil çalınırsa, zamanla, zil sesinden sonra salya salgılama başlar-öğrenilir. Edimsel şartlanma; Uyarana karşı verilen tepki-yanıt sonrasında karşılaşılan sonuç, benzer uyaranlara karşı benzer tepkinin verilip-verilmeyeceğini belirler. Birey, tepkisi karşılığında ödül elde ediyorsa olumlu pekiştireç veya uyarandan kaynaklanan sıkıntı azalıyorsa-kaçınabiliyorsa olumsuz pekiştireç aynı tepkiyi vermeye devam etmeyi öğrenir. Birey, tepkisi karşılığında doğrudan ceza-kötü sonuç elde ediyorsa olumlu cezalandırma veya hoşuna giden bir uyararanı kaybediyorsa olumsuz cezalandırma aynı tepkiyi vermeyi bırakır. Sosyal öğrenme; Birey, kendi denemeden, başkasının deneyiminden, onu gözleyerek ve modelleyerek, öğrenir ve gözlediğini kendi yanıt-tepki biçimine ekler. Öğrenilen yanıt, diğer kişinin klasik ve edimsel şartlanma kurallarına göre geliştirdiği bir yanıttır. Psikolojik sorunlara yatkınlık oluşmasında, başlamasında, güçlenmesinde ve sürdürülmesinde her üç şartlanma türü de önemli rol oynar. Örneğin; panik bozukluğu olan bir kişide, fiziksel duyumlara karşı aşırı duyarlılık ve kaygı sosyal öğrenme ile aile fertlerinden; çay-kahve içtiğinde veya başka bir uyaranın hemen ardından panik atak geçirilmesi durumunda, panik atak ile bu uyaran arasında bağ kurulması klasik şartlanma; panik atak geçirme olasılığı olan bir eylemi yanında biri varken yaptığında atak gelmediğini gözler ve bu eylemi yanında biri varken yapma edimsel şartlanma ile açıklanabilir. Davranışçı Terapide Kullanılan Bazı Teknikler Davranışçı terapide öğrenme ilkeleri kullanılır; terapist yönlendirici ve aktiftir. Amaç, işlevsel davranışları güçlendirmek ve işlevsel olmayan davranışları azaltmak, ortadan kaldırmaktır. Pek çok öğrenme ilkesi bir arada kullanılır. Davranışçı terapi teknikleri diğer terapi yaklaşımlarında da sıklıkla kullanılır. Terapide olumlu-yararlı gelişimlerin pekiştirilmesi; Birey, terapi sırasında, kendisine yararlı olabilecek her hangi birşey yaptığında, bu pekiştirilir, üzerinde daha uzun konuşulur. Örneğin, amaca uygun yeni bir tepki-tutum-beceri denediğinde, ödevini yaptığında desteklenir; tersi durumlar çok uzun süre gündemlenmez. Uyaran kontrolü; Uyaran ve dolayısıyla her tür tepki ortadan kaldırılır; birey, zamanla, oluşmuş şartlanmalarını kıran yeni öğrenmeler geliştirir. Örneğin; uyku bozukluğu olan bir bireyden, sadece çok uykusu geldiğinde yatağa gitmesi ve 5 dk içinde uyuyamaz ise kalkması istenebilir. Obezite probleminde ise, eve giren besininin tüketileceği varsayımıyla, yüksek kalorili besinlerin alışveriş listesinden çıkartılması-eve sokulmaması önerilebilir. Sönme extinction; Uyarana verilen yanıt artık pekiştireç özelliği göstermiyorsa, yani, olumlu sonuç elde edilemiyor veya uyaranın oluşturduğu sıkıntı azalmıyor, kaçınma gerçekleşmiyorsa, bu yanıt-davranış sönme eğilimi gösterir. Uyarana verilen yanıtın çeşitlendirilmesi, örneğin, biri konuştuğunda bazen ses tonuna, bazen söylediklerinin içeriğine göre yanıt oluşturulursa, orijinal şartlanmanın zayıfladığı, sönebildiği gözlenmektedir. Olumlu davranışın genellenmesi; Bir uyarana amaca daha uygun farklı bir yanıt verme biçimi geliştirilirse, yeni yanıt, benzer uyaranlara karşı, artık, daha kolay gelişir. Sistematik duyarsızlaştırma; Hemen hemen tüm terapiler bir şekilde duyarsızlaşmaya neden olurlar. Bireye progresif kas gevşetme, hipnotik relaksasyon gibi güçlü gevşeme teknikleri ile kaygı-korku duygusunu kontrol etme becerisi öğretilir. Kaygı oluşturan durumların en güçlüden en hafife doğru sıralandığı bir listesi çıkartılır. Kişi en hafif kaygı yaratan durumla, önce hipnotik yöntemlerle zihinde yüzleştirilir ve gevşeme teknikleri uygulanarak kaygısı azaltılır. Daha sonra bu yüzleşme-uyaran varlığında gevşeme becerisi, yine en hafif şeklinden başlanarak, gerçek hayattaki korkulan duruma aktarılır. Yüzleşme; Kişi en şiddetli kaygı yaratan durumla, önce hipnotik yöntemlerle zihinde, daha sonra da günlük hayatta yüzleştirilir. Bir kaç yüzleşme sonrasında uyaranın oluşturduğu kaygı azalmaya başlar; 7-15 yüzleşmede sönme ortaya çıkar. Yüzleşme tekniğinin etkili olabilmesi için, yüzleşme, kaygı çok düşene kadar, hatta birey yüzleşmeden sıkılana kadar, sürdürülmelidir Davranışçı terapide burada bahsedilmeyen başka teknikler de kullanılmaktadır. Pek çok çalışma, hangi terapi tekniği kullanılırsa kullanılsın, davranışlarda değişim oluşmasının, hem belirtilerin kontrolünde hem de hastalık tekrarının önlenmesinde çok önemli rolü olduğunu göstermektedir. Bilişsel Teori ve Terapiler Bilişsel terapiler, problemlerin oluşumunda, dış etmenlere öncelik veren davranışçı terapinin aksine, kişinin kendisi, diğerleri ve dünya-gelecek hakkında gerçekçi olmayan düşünce-yorumlarının etkili olduğunu ileri sürer. Terapist, hastasının kendi algısı ve düşüncelerini inceleyerek, yeni ve daha gerçekçi yorumlar oluşturmasına yardım eder. Çoğu bilişsel terapide ortak olan kavramlar otomatik/alternatif düşünce-iç konuşma, işlevsel olmayan şema ve temel inançlar, ve veri analizi-düşünce hataları kavramlarıdır. Genel Hatlarıyla Bilişsel Teori Erken Dönem-Çocukluk Yaşantıları Arkadaşlar tarafından aşağılanmak, dışlanmak şiddet görmek Durum/Olay Temel İnanç Karşılaşılan durumlar tehlikeli Diğerleri beni incitebilir Diğerlerinin sözleri/bakışları Dünya tehlikeli bir yerdir eleştirel ve tehditkar algılanır Ben işe yaramaz ve değersiz biriyim Diğerlerini sürekli memnun etmeliyim ki beni sevsinler ve incitmesinler Davranış Pasif, diğerlerinin isteklerine göre davranmak, Konuşmaktan, göz temasından kaçınmak, Duygu Kaygılı, depresif, düşük öz-güven Otomatik Düşünce “İncinebilirim”; “Bu tehlikeli bir durum” “Zarar göreceğim”; “İşe yaramaz ve aptalım” “Kimse beni sevmiyor” Otomatik düşünceler; Düşünceler, etrafımızda olup bitenleri yorumlayıp değerlendirmemize ve karşılaştığınız durumları anlamamıza yardımcı olan ve bir uyaran-olay-durumla karşılaştığımızda, otomatik olarak ortaya çıkan, kendi bakış açımıza göre yaptığımız yorumlardır. Yani, ürettiğimiz düşünceler bir gerçekliği ifade etmezler; karşılaştığımız durum hakkındaki bizim yorumlarımızdır; gerçekçi olabilirler , kısmen gerçekçi olabilirler veya gerçekçi değillerdir. İnsanlarda, ilginç bir şekilde, kendi düşüncelerini gerçekçi kabul etme, inanma eğilimi vardır. Oysa, her zaman gerçekçi yorum yapamayabiliriz !! Yaşadığınız ya da fark ettiğiniz bir durum düşüncelerinizi tetiklerken; düşüncelerle birlikte duyguları, kalıplaşmış davranışsal ve fiziksel tepkileri de tetikler. DÜŞÜNCE DUYGU Her şey çok umutsuz, kimse beni sevmiyor, değersizim, başarısızım, hiç bir şey değişmeyecek Depresif, Çökkün Tehlikedeyim, bu durumla baş edemeyeceğim Kaygı, Korku Bu durumu hak etmiyorum, buna daha fazla dayanamayacağım Öfke, Engellenmişlik Olumsuz Otomatik Düşüncelerin Özellikleri; Bir kaç anahtar kelime, görüntü, fiziksel hissiyat, herhangi bir anı, hayal edilen bir ses şeklinde olabilirler. Refleks gibi ortaya çıkarlar, otomatiktirler. Olaydan sonra hemen zihninizin içinde beliriverirler. Mantık süzgecinden geçirilerek oluşturulmamışlardır. Gerçekçi olmadıklarında bile gerçekçi, mantıklı, doğru’ gibi görünürler, inandırıcıdırlar, değişime ve sorgulanmaya dirençlidirler. Size aittirler, sizin geçmişinizi, temel inançlarınızı yansıtırlar. Bir kişinin çoğunlukla aynı kelimelerle olmasa da aynı temalarda otomatik düşünceleri vardır. Örn; değersiz biri olduğu; başarısız biri olduğu, çözüm üretemeyeceği, çaresiz-dayanıksız olduğu, gibi temalar sıktır. Sürekli tekrarlarlar; her tekrarda daha inandırıcı gelirler; inandığınız oranda hissettiğiniz duygunun şiddeti artar; duygu şiddeti artıkça değiştirilmeleri zorlaşır. Otomatik düşünceleri çağıramazsınız veya geri gönderemezsiniz; öte yandan, gerçekçiliklerini sorgulayabilirsiniz. Otomatik düşünceler ve Alternatif Düşünceler; Alternatif düşünce, o olay/durum ile ilgili olarak aklımıza başka hangi düşünceler gelebilirdi ?’, sorusunun karşılığında ortaya çıkan, yeni düşünce-fikir-yorumlardır. İlk başlarda genellikle inandırıcı gelmezler; ancak, kişi. SAVUNMA AVUKATI gibi, ısrarla bu yeni fikirleri savunmaya devam eder ve bu yeni fikirlerden biri daha gerçekçi ise inandırıcı gelmeye başlayabilir. OTOMATİK D1 VE ALTERNATİF DÜŞÜNCE D2, D3.. / İnanma derecesi DUYGU / Şiddeti - Davranış D1= Adam hasta ruhlu herhalde.. Köpeğe eziyet ediyor % 70 Öfke % 95, Korna çalma D2= Köpek başka köpeklerle kavga etmesin diye çekiyor % 40 Merak % 50, Tepki vermem D3= Adam ya köpeğe eziyet ediyor ya da benim görmediğim bir nedenle köpeği ordan hızlıca götürmek istiyor % 90 Biraz öfke ve merak % 30, Bişey yapmam Olumsuz Otomatik Düşüncelere karşı Alternatif Düşünce Oluşturma Taktikleri; Düşüncem bir gerçeği mi yoksa sadece aklıma o anda ilk gelen bir fikri mi yansıtıyor? Duruma farklı bir açıdan bakabilir miyim? Bir arkadaşım olsa o nasıl tepki verirdi? Arkadaşıma sorsam bu durumla ilgili ne söylerdi? Duruma nasıl bir anlam yüklerdi? değer verdiğiniz birini aynı durumu yaşarken hayal etmek faydalı olacaktır Bir başkası aynı durumda olsa ona nasıl bir tavsiye verirdim? Bu durumun şu an bu şekilde yorumluyorum; farklı bir zamanda ve farklı bir ruh halinde olsam, aynı mı yorumlardım? Bu durumun benim için anlamı ne/Duruma bir anlam yüklediğim için bu düşünce geldi? Dışardan bir gözlemci olarak olaya baksaydım olay nasıl görülürdü? Olayın anlamı o zaman ne olurdu? Bu düşüncenin doğru olduğunu destekleyen kanıtlarım neler? Bu düşüncenin doğru olmadığını gösteren kanıtlarım neler?kısmen ya da tamamen Daha gerçekçi/dengeli bakış açısı ne olurdu ? Otomatik düşünceyi savunan zihin kısmımızı SAVCI kabul edersek, düşüncenin tersini söyeleyen kısmı AVUKAT, tüm verileri değerlendiren kısmı ise HAKİM gibi düşünebiliriz. Hem bilişsel hem de davranışçı terapi ve teknikleri diğer terapilerle birlikte kullanılmaya uygun yaklaşımlardır. Son kuşak terapilerden olan Bilişsel Davranışçı Hipnoterapi bu tür bir entegrasyonun sonunda ortaya çıkmıştır.
bilişsel davranışçı terapi panik atak